Mimari Üretimde Geri Bildirimin Değerlendirilmesi

Revizyon Tarihi: 02.01.2017

Mimarlık disiplininin temel ürünü olan mekân, toplumsal pratikler içinde üretilen ve tüketilen bir nesnedir (Yırtıcı, 2002). Günümüze ait tüketim koşulları, diğer pek çok üretim alanında olduğu gibi mimarlığın üretim kültürünü de değiştirmiştir. Seri üretim teknikleri mimarlık bağlamında üretilen nesnelerin, duygusal nitelikten yoksun, kendisi ile hemhal olunamayan, birbirinin kopyası niteliğindeki çokluklar olarak kalmalarında etkili olmuştur.

Bir zanaatçının kendi elinden çıkma bir nesnede bırakmış olduğu izler, müellifinin imzasından öte o nesneye ait eşsiz üretim niteliği olarak kabul edilirse, sıklıkla bir tür sanat alanı olarak görülen mimarlık için gerek yapılı çevre gerekse teori üretiminin bugünkü durumu günümüz üretim koşulları açısından sorgulanmaya değerdir. Buna ilave olarak, bahsi geçen koşullarda üretim yaparken, katılımcı modellerin varlığı mimari ürünün niteliğine bir tür katkı olarak dâhil edilebilir.

Bugün diğer alanlarda olduğu gibi mimarlıkta da, iletişim teknolojileri ile yeniden tanımlanmış olan sosyal ilişkiler, bilginin üretilme, iletilme ve geri dönüşler alma hızını arttırmaktadır. Disiplinler arasındaki sınırlar muğlaklaşırken, işbirliği ile üretmek yaygınlaşmaktadır.[1] İşbirliğinin yanı sıra mimari ürüne dair getirilecek eleştiri ancak mimarlıktaki üretme alışkanlığına bağlı olarak yapının inşa edilmesinin de sonrasına kadar ötelenmiş durumdaydı. Bir diğer deyişle mimari eleştirinin, yani geri bildirimin zamanı mimarlığın ortaya çıkmasını izlemekteydi. Bugün ise mimari iletilme aşamasından itibaren geri bildirime açık imkânlara sahiptir (Şekil 1).

sunu4-r4

Şekil 1. Katılımlı Bir Üretim Alanı Olarak Mimarlık, (Yazar tarafından üretilmiştir.)

Bu bağlamda, Kushner (2014), medya alanındaki devrim sayesinde, binanın artık yalnızca bir yapı değil, aynı zamanda medya olduğundan söz eder. Mimar, bu önermesini, yapımından bir kaç yıl evvel mimari sahnelemelerini (render) sosyal medya aracılığıyla kamuya sundukları projesiyle desteklemektedir. Bu tür mecralarda, başlangıçta topluma yabancılık hissi verebilecek form diline sahip yenilikçi tasarımlarının, kullanıcıları tarafından zaman içinde yorumlar, sosyal ağ beğenileri ve paylaşımlar sayesinde, duygulanımlarından beslenen bir geri bildirim oluşturduğunu aktarır. Böylesi bir işleyiş, medya tabanlı duygu yüklü tepkilerin, bellekte karşılık bulacak imajlara dönüşerek, mimari arzın bina edilmesi ve tüketilmesinin öncesinde, kullanıcısını da üretime katan bir yönteme başvurulabileceğini göstermektedir.

Anahtar Kelimeler: Mekân üretimi, katılımcı modeller, medya, duygulanım, öneylem/arteylem

DİPNOTLAR:

[1] Bu incelemede, mimari üretim bir tür duygulanım/duygusal tepki (afekt) yaratan eylem (act) olarak düşünülmektedir. Bu bağlamda mimar kendisine biçilen rol gereği, durum ve olguların henüz gerçeklik kazanmadığı anda, tasarım aracılığı ile üretimini iki yolla sürdürebilir: bunlardan birincisi yeni olanın keşfi iken, ikincisi ise bilinen sembolleri, kodları tekrar ederek topluma yabancı gelmeyecek yapılar kurmak şeklindedir. Bu açıdan, mimar figürü eylem sahasında öneylemci (proaktif) bir tutum sergiler. Üretimin en genel seviyeden talep edicisi rolündeki toplum ise, daha çok arteylemci (reaktif) bir duruşla, üretileni değerlendirerek ya benimsemek ya da reddetmek eğilimiyle, olgu sonrası bir tutum sergileyecektir.

KAYNAKÇA:

Kushner, M., (2014), “Why the buildings of the future will be shaped by … you” (Seminer Konuşması/Metni), Kaynak URL: <https://www.ted.com/talks/marc_kushner_why _the_buildings _of_the_future_will_be_shaped_by_you/transcript> Son erişim tarihi: Kasım 2016.

Yırtıcı, H., (2002), “Tüketimin Mekansal Örgütlenmesinin İdeolojisi”, “Mimarlık ve Tüketim” içerisinde, s.9, Boyut Yayıncılık: İstanbul

Bu metin, İTÜ Mimari Tasarım Yüksek Lisans Programı 2016-2017 Güz Yarıyılında Doç. Dr. Meltem Aksoy & Doç. Dr. Nurbin Paker tarafından yürütülen MTS 537 Mimari Tasarım Süreçleri ve Etkileşimleri dersi bağlamında üretilmiştir. Dönem seminerleri kapsamında, 21 Kasım 2016 tarihinde Doç. Dr. Ebru Yetişkin tarafından “Günümüz Sanatı ve Etkileşim Kürasyonu” ismiyle verilen seminerde yer alan, “duygulanım” oluşturmanın önemine yapılan vurguya istinaden kurgulanmıştır.

 

Sergi, Sınarları ve Sanat

“Sürrealistler, hayal kuran herkesi şair ilan etmişlerdi; Joseph Beuys’a göreyse yaratan herkes sanatçıydı. Estetik eşitlikçiliğin ütopyacı günleri çoktan geride kaldı: bugünlerde en iyi ihtimalle derleme yapan herkesin küratör olduğunu iddia edebiliriz.” [1]  Küratör Latince: curatus; İngilizce: curator), bir müze, galeri, arşiv veya kütüphane koleksiyonunun yöneticisidir. Günümüzde çağdaş saat bağlamında küratör, sergi düzenleyicisi anlamında kullanılmaktadır. [2] Küratör sadece sergi organizatörü gibi tarif etmek elbette haksızlık olacaktır. “küratörlük kelimesi ‘gözetmek, himaye etmek’ anlamındaki cura kökünden geliyor.” [3] Geleneksel sergi ve müze anlayışından aşina olduğumuz steril ve etkileşim sınırları çok net bir şekilde çizilmiş düzenlemelerden ise korumanın tanımını yaşatmak olarak benimsemiş bir sergi anlayışı, serginin gözlemci öznesi için çok daha verimli olacaktır. Günümüzde birçok sanat sergisi veya bienalde deneyimlediğimiz interaktif, özne ve nesneyi ilişkiye sokan, iletişimci ve katılımcı sanat eserlerini barındırması açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ancak her ne kadar sergi alanı içerisinde birçok sanat eseri ve enstalasyon arasında sınır bulunmasa da, tüm sergi alanı yada binasının belirli bir sınır ile çevrelenmesi, çoğu sanat eserini sadece uzaktan bakılan bir nesne haline dönüşmesine neden olmaktadır.

screen-shot-2014-05-01-at-10029-am-1-1200x797

Fay Hattı (Falha) 2003

İsimsiz, 12. İstanbul Bienali ‘nde sergilenmiş Renata Lucas tarafından tasarlanmış olan Fay Hattı (2010) isimli çalışma üzerinden konuya tekrar gözden geçirecek olursak. Fay Hattı enstalasyonu, tamamen çevresi ile etkileşime geçerek devamlılığını sürdüren bir eser. “Fay Hattı jeolojik hareketleri andırıyor, uzamın düzenini aniden değiştirebilen kırıklar; bu bir yandan da yenilgi demek. Neticede bu yapıt kendi kendine ayakta duramayan bir yapıt.” [4] Sanatçı, Fay Hattı çalışmasının enerjisini onu tecrübe edenler den aldığını bu sözler ile anlatıyor. Sanatçı yapıtın 2003 yılında ürettiği Rio de Janerio’da gerçekleştirmiş olduğu ‘Kavşak’ isimli çalışmada iki sokağın kesişimini ele aldığı başka bir uygulama ile malzeme ve yaklaşım biçimleri bakımından ortaklıllarından bahsediyor. Kent içerisine konumlandırılmış ve kentle birlikte var olan ve yok olmaya devam eden bir sanat ürünü olarak etkileşimi çok daha yüksek, daha çok eskise de kalıcılığı daha fazladır.

cruzamento-b-1200x801

Kavşak (Cruzamento) 2003

 

Kaynakça;

[1],[3] Küratörler ve Teşhirciler, 9/9/2015/ skopbülten / Hal FosterÇeviri: Ayşe Boren (http://www.e-skop.com/skopbulten/kuratorler-ve-teshirciler/2616)  Erişim Tarihi: 23.11.2016
[2] Curator, Wikipedia, https://en.wikipedia.org/wiki/Curator Erişim Tarihi:  21.11.2016

[4] İsimsiz (12. İstanbul Bienali), 2011 El kitabı, sf 222, 223

 

Kaynakça;

 

 

Sanatta Mekan Olgusu

Her alanda değişim ve dönüşümün ivmelendiği günümüz dünyası, sanat alanında da üretim ve paylaşım süreçlerinin hızla devindiği bir ortamı kaçınılmaz kılmıştır. Bu durum sanatsal üretim ve onun paylaşıma sunulduğu mekan arasındaki ilişki biçimlerine de yansımış, sanat- mekan- izleyici arasındaki etkileşim ve bu etkileşimin sanat ortamı lehine sunduğu potansiyelin önemi artmıştır. Ebru Yetişkin  Günümüz Sanatı ve Etkileşim Kürasyonu konulu sunumunda ‘afektif’ kavramına da işaret ederek mekanın izleyici-sanat arasındaki paylaşımı zenginleştirecek biçimde tasarlanması yaklaşımına dikkat çekmiştir.

O halde günümüzde yapıtın doğal ve temel bir parçası olarak ele alınan mekan olgusunun bugünkü konumunu anlamak ve yorumlamak adına tarihsel süreç içerisinde algılandığı biçimlere değinmek faydalı olabilir. Sanatçının sadece talep üzerine üretim yapabilen bir zanaatkar olarak görüldüğü Rönesans öncesi dönemin ardından, 18.yüzyılda devrimlerin getirdiği özgürleşme ortamıyla sanatta mekan olgusu da özgür düşüncelerin etkisi altına girmiştir. Sanat yapıtına özel mekanlardan, sanatın toplumla etkileşiminin ön planda olduğu sanatla yaşamın birleşmesinin hedeflendiği yaklaşımlara evrilmiştir. 1960’larda ön plana çıkan mekanın sanat içerisinde ‘nötr olmama’ anlayışını, yapıtın mekanla iç içe geçtiği, mekanın yapıtın bir parçasına dönüştüğü, hatta sanatın kentsel mekana sızarak kentliyle etkileşime geçmesini hedefleyen farklı yaklaşımlar izlemiştir. (1) Bu süreç içerisinde sanatçılar söylemleriyle mekanı sanata dahil eden yaklaşımların öncüsü olmuşlardır. Lissitzky  sergileme alanının yapıtların aralarında hiçbir estetik ya da kavramsal bağ olmaksızın yan yana teşhir edildikleri bir depo olmadığını savunurken, Duchamp işaret ettiği  ‘mekan alışverişi’ kavramıyla sanat üretiminde mekanın etkilerini tartışmıştır.

Geçmişten bu yana sanatta mekan olgusuna bakıldığında, toplumsal dönüşümlerle özgürleşen sanat ortamında giderek etkileşimlerin çoğaldığı, esnediği, günümüzde gelişen teknoloji ve medya araçlarının da katkısı ile fiziksel sınırların iç içe geçtiği ve bulanıklaştığı bir resimle karşılaşırız. Bu süreçte sanatın içine sızmış olan mekan, gelecekte sanatın kendisine dönüşmeyi de vaat etmektedir.

Kaynakça:

(1) Graf, M., ‘’Uzay İstilacıları: Çağdaş Görsel Sanatlarda Mekanın Yok Oluşu’’,
<http://www.izinsizgosteri.net/asalsayi157/marcus_157.html&gt;, Kasım, 2007

Yücedal, B., ‘’Mekan – Nesne İlişkisi Bağlamında Kavramsal Uygulamalar’’ Yüksek Lisans Sanat Eseri Çalışması Raporu,  Ankara, 2009

Morkoç, M., ‘’Sanat Nesnesi ve Mekan İlişkisi Üzerine Uygulamalar’’ Yüksek Lisans Sanat Eseri Çalışması Raporu,  Ankara,2013

MİMARİ ÜRETİMDE KATILIM VE GERİ BİLDİRİM

Mimarlık disiplininin temel ürünü olan mekan, toplumsal pratikler içinde üretilen ve tüketilen bir nesnedir (Yırtıcı, 2002). Günümüze ait tüketim koşulları, diğer pek çok üretim alanında olduğu gibi mimarlığın üretim kültürünü de değiştirmiştir. Çoklu üretim teknikleri üretilen nesnelerin, duygusal nitelikten yoksun, kendisi ile hemhal olunamayan, birbirinin kopyası niteliğindeki çokluklar olarak kalmalarında etkili olmuştur. Buna karşın bir zanaatçinin elinden çıkan nesnede bırakmış olduğu izler ise, müellifinin imzasından çok o nesneye ait eşsiz üretimsel nitelik olarak okunabilir. Bu açıdan, sıklıkla bir tür sanat alanı olarak görülen mimarlık için gerek yapılı çevre gerekse teori üretiminin bugünkü durumu sorgulanmaya değer görülmektedir. Dahası güncel üretim koşulları ile üretim yapmanın katılımcı modelleri nasıl destekleyebileceği de bu izlek üzerinde gösterilebilir.

Bugünün üretim koşullarında, iletişim teknolojileri ile yeniden tanımlanmış olan sosyal ilişkiler, bilginin üretilme, iletilme, ve geri dönüşler alma hızını arttırmaktadır. Disiplinler arasındaki sınırlar muğlaklaşırken, işbirliği ile üretmek yaygınlaşmaktadır. Diğer yandan bu incelemede, mimari üretim bir tür duygulanım/duygusal tepki (afekt) yaratan eylem (act) olarak düşünülmektedir. Bu bağlamda mimar kendisine biçilen rol gereği, durum ve olguların henüz gerçeklik kazanmadığı anda, tasarım aracılığı ile üretimini iki yolla sürdürebilir: bunlardan birincisi yeni olanın keşfi iken, ikincisi ise bilinen sembolleri, kodları tekrar ederek topluma yabancı gelmeyecek yapılar kurmak şeklindedir. Bu tarafıyla mimar figürü eylem sahasında öneylemci (proaktif) bir tutum sergiler. Üretimin en genel seviyeden talep edicisi rolündeki toplum ise, daha çok arteylemci (reaktif) bir duruşla, üretileni değerlendirerek ya benimsemek ya da reddetmek eğilimiyle, olgu sonrası bir tutum sergileyecektir. Medyanın her anlamıyla daha az yaygın olduğu dönemlerde mimari eleştirinin, yani geri bildirimin zamanı, yapının inşa edilmesinin de sonrasına kadar ötelenmiş durumdaydı (Şekil 1).

seminer-4-keynote-ss

Şekil 1. Katılımlı Bir Üretim Alanı Olarak Mimarlık, Kıyıcı, G. (2016)

Kushner (2014), medya alanındaki devrim sayesinde, binanın artık yalnızca bir yapı değil, aynı zamanda medya olduğundan söz eder. Mimar, bu önermesini, yapımından bir kaç yıl evvel mimari sahnelemelerini (render) sosyal medya aracılığıyla kamuya sundukları projesiyle desteklemektedir. Bu tür mecralarda, başlangıçta topluma yabancılık hissi verebilecek form diline sahip yenilikçi tasarımlarının, kullanıcıları tarafından zaman içinde yorumlar, beğeniler, ve paylaşımlar sayesinde, duygulanımına sunulduğunu aktarır. Medya tabanlı tepkilerin de duygu yüklü imajlara dönüşerek mimari arzın bina edilmesi ve tüketilmesinin öncesinde, kullanıcısının da üretime katılımcı bir yolla dahil edilebileceğini gösterir.

Bitirirken şu söylenebilir, mimarlık, bir üretim alanı olarak, katılımcı modeli destekleyebilecek her türden imkanı ve her çeşit beceriyi kendi alanına dahil etmelidir. Böylece niteliğin yitimini yaşadığımız bir çağda, hala eşsiz örnekler verebilme ve kaliteli mekanlar ortaya koymayı sürdürebilecektir.

Anahtar kelimeler: mekan üretimi, katılımcı modeller, medya, duygulanım, öneylem/arteylem

 

KAYNAKÇA:

Kushner, M., (2014), “Why the buildings of the future will be shaped by … you” (Seminer Konuşması/Metni), Kaynak URL: <https://www.ted.com/talks/marc_kushner_why_the_buildings_of_the_future_will_be_shaped_by_you/transcript&gt; Son erişim tarihi: Kasım 2016.

Yırtıcı, H., (2002), “Tüketimin Mekansal Örgütlenmesinin İdeolojisi”, “Mimarlık ve Tüketim” içerisinde, s.9, Boyut Yayıncılık: İstanbul

Kusursuz Kusurluluk: Glitch

Glitch kelime anlamı olarak kusur, arıza, bozukluk, hata, bir sistemdeki kısa süreli bozulmalar olarak ifade edilmektedir. En temel düzeyde ise glitch kavramını, teknolojik ortamlarda bilgi aktarımı sırasında, verici ile alıcı arasındaki yanlış iletişimin bir sonucu olarak açıklayabiliriz. Beklenmedik değişiklikler, bilginin gönderilmesi veya alınması esnasında planlanan ürünün değişmesi sonucu ortaya çıkar. Bu değişiklikler orijinal ürünü değiştirip geciktirir ve sonuçta açığa, yeni, rastlantısal, öngörülemez bir ürün meydana getirir. Bu ürünler tamamen rastlantısal ve kaotik olarak nitelendirebileceğimiz glitchi oluştururlar.[1]

giphyyxgactl
Pure glitch örneği, Great Teacher Onizuka animesinden bir sahne (1999-2001)

Iman Moradi’ye göre 2 çeşit glitch sanatı vardır. Bunlardan ilkini pure glitch ikincisi glitch-alike olarak adlandırır. Pure glitchler adlarından da anlaşılacağı gibi kod çözme işlemi sırasında meydana gelen müdahalesiz iletişimsizlikleri kapsar. Ve temelde bir hata olarak nitelendirilebilirler. Glitch-alike olarak adlandırılanlar ise sanatçılar tarafından bilinçli olarak yaratılırılar. Bu tip glitchler, glitch sanatının çoğunluğunu oluşturur.[2]

 Pablo Picasso’nun kübist kent imgesi ve glitch kent imgesi [3]

Glitch sanatı, oluşma prensipleri bakımından kubizm ile ilişkilendirilerek daha rahat anlaşılabilir. Kübizm, doğal formları analiz ederek onları 2 boyutlu basit geometrik şekillere dönüştürürken, glitch bir medya içeriğini gerçek dünyadan sanal dünyaya aktarırken oluşmaktadır. Kübizmdeki temel geometrik formların kullanılarak ana nesnenin biçiminden uzaklaştırılması, glitchteki 2 boyuta indirgenmiş kodların bozulması ile eşleştirilebilir.[4] Fakat buradaki bozulmuş sözcüğü aslında düzensizlik yani kompozisyonsuzluk anlamında değil tam aksine yapısı bozulmuş görüntünün yarattığı rastlantısal ve yeni birçok anlamla bütünleşebilen bir kompozisyon oluşturmasıdır.

Ebru Yetişkin’in küratörlüğünü üstlendiği Kakafoni sergisinin metninde “Sanatsal, bilimsel ve teknolojik bir müdahale olarak ‘kakafoni’ bu hata ve arıza veren hallerin içindeki uyumsuz ve yönetilmez seslerin özgürlüğünü açığa çıkarıyor. Beynimizi yoran seslerin ve deneyimlerin arasında karanlıktan çıkan ışık ve renkler, hayata sürekli yeniden tutunmayı ve dünya için var olmayı öneren olumlu bir bakışı yeniden üretiyor.”[5] ibareleri ile glitch sanatçısı Rosa Menkman’ın  “Glitch sanatı, devrimci bir girişimle teknolojinin mükemmelliğine dair söylemi öteleyip, insan yapımının ve hatanın estetiğini ortaya koymaktadır. Glitch bir nesneyi sıradan bir biçimden ve söyleminden anlamının yok olduğu bir yıkıma doğru kaydıran harika bir deneyimdir.”[6] söylemi birbiriyle tam olarak örtüşmektedir.

111222
Rosa Menkman, solo exhibition “Tipping Point of Failure” (2010) [7]

Tüm bu rahatsız edici, uyarıcı, sarsıcı yönleriyle glitch sanatı günümüzde dijital video ve kitlesel yüklemeyi teşvik eden Youtube gibi web siteleri, akıllı telefon uygulamaları ile gittikçe popüler sanatın önemli bir kısmı haline gelmektedir.

1. Jackson, R. (2011) The Glitch Aesthetic, Georgia State University Department of Communication Thesis

2. Moradi I., Seeking Perfect Imperfection. A personal retrospective on Glitch Art, http://virose.pt/vector/x_06/moradi.html, Erişim Tarihi: 24.11.2016

3.Fenetre ouverte su la rue de Penthieure, Pablo Picasso, (1920), https://www.wikiart.org/en/pablo-picasso/window-opened-to-the-street-penthieure-1920, Erişim Tarihi: 24.11.2016

Databending, wordpad effect, mesmeon, https://www.flickr.com/photos/nopast/albums/72157614284484033/with/3304624769/ Erişim Tarihi: 24.11.2016

4. Briz, N. (2011), Glitch Art Historie[s], GLI.TC/H Conference, Chicago

5.Yetişkin E., (2013), Kakafoni Yeni Medya Toplumsal İlişkiler, http://www.ebruyetiskin.com/kakafoni-yeni-medya-yeni-toplumsal-iliskiler/, Erişim Tarihi: 24.11.2016

6.Menkman, R. (2011), “Glitch Studies Manifesto”. Video Vortex Reader II: moving images beyond YouTube. Amsterdam: Institute of Network Cultures

7.Menkman R.,(2010), Solo exhibition “Tipping Point of Failure”, https://www.flickr.com/photos/r00s/sets/72157625309857840, Erişim Tarihi: 24.11.2016

8.Hatanın Estetiği Olarak Glitch Sanatı, Selman Akıl, http://www.sanatatak.com/view/hatanin-estetigi-olarak-glitch-sanati/1134, Erişim Tarihi: 24.11.2016

 

küratör: yapıttan izleyiciye bir köprü

Ses dalgaları… Işık dalgaları… Beyin dalgaları… Finansal dalgalanmalar…

Depremler… Hortumlar… Direniş dalgaları… Gündelik gelgitlerimiz…

Tüm bunlar gündelik yaşamın olasılıklarını, salınımlarını, rahatsızlıklarını, ritimlerini, titreşimlerini ve hareketlerini oluşturuyor. [1]

Bu sözler, araştırmacı, küratör, aynı zamanda öğretim görevlisi olarak çalışmalarını halen sürdürmekte olan Doç. Dr. Ebru Yetişkin’in küratörlüğünü üstlendiği “Dalgalar” sergisinin ana fikrini anlatan yazısından alıntıdır. Sergide, gündelik hayatta farklı disiplinlerin ortaya koyduğu konuların çeşitli dalga formlarındaki temsillerinin deneysel olarak sunulması amaçlamıştır. [1] Farklı alanlardaki dönüşümlerin, aktarımların, süreçlerin dalga formlarıyla temsil edildiği gibi, günümüzde sanat alanındaki “küratörlük” kavramının ortaya çıkışından günümüze kadar geçirdiği değişim de bir dalgalanma süreci olarak değerlendirilebilir. Öyle ki küratörlüğün, dalganın “iletme, aktarma” işlevini üstlendiği söylenebilir. Hayatın her alanındaki sosyal ve kültürel gelişmelerle birlikte sergilerde ve sergi organizasyonlarındaki değişime paralel olarak küratörlük kavramına olan bakış ve küratörün rolü de zaman içinde gelişme kaydetmiştir.

Küratör, Latince “curare” sözcüğünden meydana gelmiştir. Tanımı “yönetici, koruyucu” olan küratörlük, bugün anlamının ötesinde yer alan bir kavram haline gelmiştir. [2] 80’ler sonrası dünyada önem kazanan küratörlük, öncelerde müzecilik kavramı içinde değerlendirilerek müze idarecileri tarafından yapılıyordu. [3] Fakat günümüzde küratörün sadece sergileme sürecinde rol alması değil, yapıtların oluşum süresince elde ettiği birikimin üzerine araştırıp yorumlamasını da ekleyerek aslında tüm yaratım sürecine de katılması söz konusudur. Sanatçı/yapıt ve izleyicisi arasında bir nevi köprü kurma görevi görmektedir. Öyle ki, sergilenecek yapıtların organizasyonunda, yapıtların izleyicisiyle olan afektif ilişkileri ve yapıtların birbirleriyle etkileşimlerini de göz önünde bulundurarak kompozisyonların deneyimsel senaryosunu da oluşturandır. Yani yapıtın/sanatçının izleyiciye aktarması gereken hissi en iyi şekilde temsil eden yöntemi bularak bu his aktarımını sağlayan dalga görevini görmektedir. Bu aktarımın başarıldığı sergilerde, izleyiciye ortaya konan ürünü göstermekten öte sanatçının amacına ulaşması sağlanmış olur.

Parçalardan oluşan bir bütün gibi, sanat yapıtlarının organizasyonu, kompozisyonu ile oluşturulan son ürün de bir sanat yapıtı olarak düşünüldüğünde, bu yapıtın sanatçısı da küratörün kendisidir denilebilir. Günümüzde küratörlük; sanatçı, koruyucu, yönetici, araştırmacı, çözüm üreten, iletişim kuran, aktaran gibi anlamlar içerirken, üstlendiği rol her geçen gün zenginleşmeye açıktır. İletimin, aktarımın, dönüşümün daim olabilmesi için dalgaların daim olması şarttır. Enerji aktarımını sağlayan dalgaların dinamizmi gibi, sanat aktarımı da küratörlerin kendilerini sürekli geliştirmeleri ve güncel tutmalarıyla mümkün olabilir.

denizkader
“Dalgalar” sergisinden Deniz Kader’e ait olan “Re-fluct” isimli çalışma [1]

Kaynakça:

[1] http://waves-waves.com/  Son erişim tarihi: 24.11.16

[2] Vargün, Ö. (2015) Sanat Yönetimi ve Küratörlük, İstanbul

[3] Boyacı, M. (2009) Çağdaş Türk Sanatında Küratörlük Olgusu: Beral Madra, Eskişehir

mimari bir kürasyon olarak nokturnal tasarım

(Rev. 3.01.17)

All architecture is great architecture after sunset; perhaps architecture is really a nocturnal art, like the art of fireworks.

  • Gilbert K. Chesterton

Işığın mekânı şekillendirme gücünün farkında olan mimar öncelikle gün ışığını mimari anlamı desteklemek için kullanmış, daha sonrasında teknolojinin sağladığı imkanlar ile gece boyunca da sürebilecek etkiler tasarlayabilmiştir. Ebru Yetişkin’in 21 Kasım 2016 tarihli konuşmasında belirttiği gibi “küratörün günümüzdeki anlamı etkileşim yollarını tasarlayandır.” O halde bir yapının gece boyunca insanlar ile kuracağı etkileşimleri mekânı şekillendirme gücüne sahip ışığı tasarlayarak düzenleyen/kurgulayan mimarın yaptığı işleme de bir çeşit kürasyon denilebilir. Bu çeşit bir kürasyonda ışık ana materyal olarak kullanılırken; renklendirme, farklı ışık kaynakları kullanılması, ışığın yönlendirilmesi, örüntü kurulması ve hareketlendirme gibi aksiyonlar duygulanımı desteklemek için kullanılan araçlar olarak sayılabilir.[1]

Kürasyon’un kelime anlamına baktığımızda aynı tarihli konuşmada Ebru Yetişkin kelimenin kökeninin ‘create’ ve ‘cure’ sözcüklerine dayandığını bu sebeple kürasyonun iki alt başlığa ayrılabileceğini söylemiş, bunları mevcudu muhafaza etmek ve mevcut olan perspektifin dönüştürülmesi şeklinde ifade etmiştir. Nokturnal tasarımın da amaç olarak benzer şekilde ikiye ayrıldığını düşünebiliriz; birincisi mevcut yapının duygulanımı desteklemek amacıyla aydınlatılması, ikincisi ise mevcut yapının bir etkinliği/iletişimi desteklemek amacıyla aydınlatılması olarak ifade edilebilir.

Birinci kategorideki tasarımlarda iki alt durum gözlenebilmektedir. Bunlardan ilki; araç olarak statik ve tek bir tonda renklendirmeyi kullanarak, mevcut binanın mimari özelliklerinin önüne geçmeden, gün boyunca süren mekânsal duygulanımı gece boyunca benzer şekilde aksettirmeyi amaçlayan tasarımdır. İkincisi ise buna zıt olarak tezat renk kullanımları, dikkat çekici örüntüler ya da farklı ışık kaynakları kullanımı ile hareketlendirme araçlarını kullanarak mevcut yapıya ikincil bir kimlik yaratarak farklı bir duygulanım yaratmayı amaçlar.

louvre-pyramid-night-1024x664

Statik, tek renk ışık kullanımı ile mekansal duygulanımı destekleyen bir örnek [Şekil-2]
Geçişli ve çevresiyle kontrast oluşturacak şekilde ışık kullanımı [Şekil-3,4]
Şekil-5: Kontrast blok renk kullanımları ile ikincil bir görsel kimlik inşası (Url-4)

İkinci kategorideki tasarımlarda ise yapının çevresindeki olaylar ile etkileşim içine girme isteği okunabilir. Bu durumlarda yapının mimari özellikleri çoğu zaman tamamen geri plana itilir. Tasarım için yukarıda bahsedilen tüm araçlar kullanılabilir, özellikle hareketlendirme araçları kullanılarak yaratılan dinamik tasarımlar dikkat çeker. Böylece yapı farklı bir dil üzerinden çevresiyle etkileşime girer, kimi zaman da bu yol vasıtasıyla çevresindeki etkinlikleri yönetir. Yapı, küratörün amacına göre yapısal özelliklerini kaybedip tamamen perdeleşebileceği gibi, bazı yapısal özelliklerini koruyarak yapılan tasarıma referanslar da sağlayabilir.

ledonexpo2Şekil-6: Expo 2008 için tasarlanan bir örnek, ekranlaşan cephe (Url-5)
Şekil-7: iMapp Bükreş Uluslararası Video Haritalama Yarışması için Romanya Parlamento Binası’nın cephesinde uygulanan dinamik bir örnek (Url-6)

Seçilen araç (statik ve tek tonda kompozisyon, tezat renklerde kompozisyon, dinamik kompozisyon) ve amaçlara (mevcut yapının yarattığı duygulanımı kuvvetlendirmek, mevcut yapıyı perdeleştirip farklı biçimlere evirmek) göre nokturnal tasarımı yapılan yapılar, mimari söylemlerini korumakta ya da gün içerisinde değişen ikincil söylemler üretebilmektedir. Bu durum kürasyonun kelime anlamıyla uyuşabileceği gibi uç örneklerde (Şekil-7) söz konusu yapı özne olmaktan çıkarak nesneleşir ve figüranlaşır. Böylesi bir durumda mimari bir kürasyon eyleminden öte, geçici bir olay tasarımı üzerine konuşmak gerekecektir.

Dipnot
[1]“The possibilities of night illumination have barely been touched… Eventually, the night lighting of buildings is going to be studied exactly as Gordon Craig and Norman Bel Geddes have studied stage lighting. Every possible means to obtain an effect will be tried—color, varying sources and direction of light, pattern and movement…The illumination of today is only the start of an art that may develop as our modern music developed from the simple beating of a tom-tom.”
Hood, R. (1930, Feb.) Architecture of the night
Kaynakça
Edelson, Z. (2013, July 31). How LEDs Will Make Or Break The Skylines Of Global Cities. Son erişim tarihi: Kasım 24, 2016, from http://architizer.com/blog/how-leds-will-make-or-break-the-skylines-of-global-cities/
Sloane, M., Slater, D., Dr., & Entwistle, J., Dr. (2015). Designing nocturnal cities: Illuminating the social role light plays in urban life. Son erişim tarihi: Kasım 24, 2016, http://blogs.lse.ac.uk/impactofsocialsciences/2015/02/10/social-role-of-light-urban-design/
Yoo, A. (2008, October 8). Bringing Your Shadows to Life: Dobpler Interactive Led System. Son erişim tarihi: Kasım 24, 2016, http://www.mymodernmet.com/profiles/blogs/2100445:BlogPost:37783
Zumtobel. Light for façades and architecture. Son erişim tarihi: Kasım 24, 2016, http://www.zumtobel.com/PDB/teaser/CS/AWB_Fassade_und_Architektur.pdf
Referanslar
Url-1: Lam, B. (2013). Photo – Louvre Pyramid Night. In Paris by Train. Son erişim tarihi: Kasım 24, 2016, http://parisbytrain.com/photo-louvre-pyramid-night/
Url-2: Esch, H. G. Dart Design. Son erişim tarihi: Kasım 24, 2016, http://www.dart-design.info/en/work/fair/markenarchitektur_philips_t1
Url-3: Zimmer, L. (2013). Gangnam Style: MVRDV Transforms Seoul Eyesore into Glowing LED Landmark. In Inhabitat. Son erişim tarihi: Kasım 24, 2016, http://inhabitat.com/creative-ny-locksmith-uses-swirly-recycled-key-art-to-decorate-his-storefront/greenwich-locksmiths-2
Url-4Allmann Sattler Wappner, Architecture, Germany, Museum Dornier. (2013). Son erişim tarihi: Kasım 24, 2016, http://aasarchitecture.com/2013/03/dornier-museum-by-allmann-sattler-wappner.html
Url-5: Africa Pavilion, EXPO | Zaragoza (ES) |. In ProfilProjectenewskontakten Museum Ausstellungmesse Showroom Expo Event AussenRaum Wall of Africa. Son erişim tarihi: Kasım 24, 2016, http://www.tamschick.com/projekte/wall-of-africa/
Url-6: Evolució by Onionlab / Mapping Festival 2013. (2013). In Prosthetic Knowledge. Son erişim tarihi: Kasım 24, 2016, http://prostheticknowledge.tumblr.com/post/51012585149/evolució-by-onionlab-mapping-festival-2013