MİMARLIK VE SİNEMA DİSİPLİNLERİ ARASINDAKİ ETKİLEŞİM

Çağlasu Altınkaynak

Anahtar Kelimeler: mimarlık, sinema.

‘‘Mimarlık disiplini, 1970’lerin sonlarından bu yana başka sanat dallarıyla ilişki içerisindedir.’’ [1] Bu sanat dallarından birisi olan sinema ise özelikle son yıllarda mimarlıkla olan ilişkisinde öne çıkmaktadır. Bu metnin, mimarlık ve sinema disiplinlerinin kaçınılmaz olarak yıllardır süregelen etkileşimi ve bu etkileşimin her iki disipline sağladığı katkılar üzerinden bir anlatım doğrultusunda kurgulanması amaçlanmaktadır.

Mimarlık ve sinema, birbirlerini farklı biçimlerde sıklıkla besleyen iki alandır. Bu iki alan, tasarım, üretim ve sunuş teknikleri açısından birbirlerine yakınlık göstermektedir. ‘‘Her iki disiplin de mekanı ve zamanı kullanarak yeni bir gerçeklik inşa eder. Disiplinler arası bir tartışma konusu olan ‘gerçeklik’, özellikle felsefenin başlıca uğraşılarından biri olmuş, sinema ve mimarlık gibi disiplinlerin de işleyişini etkilemiştir. Sinema ve mimarlıktaki gerçeklik tartışması, en başta fiziksel ve kültürel bağlamın sorgulanmasını sağlamıştır. Bu sorgulama, genellikle var olan bağlamın manipülasyonu, yerinden edilmesi ya da yeniden üretilmesi yoluyla yapılmıştır. Yönetmen de mimar da senaryo bağlamındaki olayları bu yollarla kurgulamakta ve kurmakta, böylece yeni sinemasal ve mimari gerçekliği inşa etmektedir.’’ [2]

Sinema da, mimarlık da mevcut mekanın özünü ve boyutlarını tanımlamaktadır ve ikisi de yaşamın içinde deneysel sahneler yaratmaktadır. Mimarlık ve sinema, yaşamın çok yönlü görüntülerini oluşturmalarından, bu oluşuma aracılık etmelerinden dolayı birbirleriyle sıkı bir ilişki içerisinde yer almaktadırlar. Sinema, bir mekanı ifade ediyor olmasıyla mimarlığa yakın bir disiplindir ve en başarılı bulunan filmlerin de genellikle mekan duygusunu en iyi kullanan filmler olduğu görülür. Yönetmenler, kentsel ve mimari mekanları filmlerinde etkili bir biçimde kullanmaya çalışırken; Çağdaş mimarlardan bazıları da tasarımlarında senaryo, montaj ve çerçeveleme gibi sinemasal araçlara başvurmaktadır.

Sonuç olarak birbiriyle böylesine etkileşim içinde olan bu iki disiplinin birbirlerine sağladığı katkıların anlaşılması ve etkin bir biçimde kullanılması hem mimarlık hem de sinema için yarar sağlayacak nitelikte olacaktır.

REFERANSLAR

[1] Pallasmaa, J., Sinema ve Mimarlık, Makale, Calgary Üniversitesi, Kanada, Eylül 2008

[2] Çağlar, N., Mimarlık ve Sinema, Makale, Mimarlık Dergisi, İstanbul, Ocak-Şubat 2014

KAYNAKLAR

Ertem, Ü., Sinema ve Mimarlık Etkileşiminin Örnek Kara Filmler Üzerinden İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, İTÜ, İstanbul, 2010

Pallasmaa, J., Sinema ve Mimarlık, Makale, Calgary Üniversitesi, Kanada, Eylül 2008

Çağlar, N., Mimarlık ve Sinema, Makale, Mimarlık Dergisi, İstanbul, Ocak-Şubat 2014

Bu metin, İTÜ Mimari Tasarım Yüksek Lisans Programı 2016-2017 Güz Yarıyılında Doç. Dr. Nurbin Paker ve Doç. Dr. Meltem Aksoy tarafından yürütülen MTS 537 Mimari Tasarım Süreçleri ve Etkileşimleri dersi kapsamında yazılmıştır. Dönem seminerlerinden ikincisi olan, 17 Ekim 2016 tarihli Ali Vatansever’in “Sinema. Tasarım. Mimarlık” isimli seminerinden çağrışımla kurgulanmıştır.

Advertisements

DİJİTAL ORTAMDA ESKİZ SÜRECİ

Revizyon—03/01/2017

Çağlasu Altınkaynak

Anahtar Kelimeler: eskiz, dijital eskiz, mimari tasarım.

Mimari tasarım sürecinde kullanılan her araç ve teknik, tasarımcı için farklı yönlü düşünme biçimlerinin kapılarını aralar. Mimarlık eğitiminin verildiği birçok okulda, bilgisayar destekli tasarım uygulamalarının serbest el eskiz çiziminin körelerek unutulmasına sebebiyet verdiği düşünülmektedir. Ancak günümüzde, serbest el çizimleri ve eskizler teknolojik yüzeylerde ve bilgisayar ortamlarında da yapılabilmektedir. Bu metnin, gelişen teknolojinin geleneksel eskiz tekniği üzerinde yarattığı etki ve dijital ortamda eskiz süreci üzerinden bir anlatım yapılması hedeflenmektedir.

Hem geleneksel eskiz çizimi olarak adlandırabileceğimiz kağıt ortamında eskizde hem de dijital ortamlarda yapılan eskiz çizimlerinde gerçekleşen eylem aynıdır: Düşünme ve düşünürken çizme. Teknoloji yardımıyla geliştirilmiş olan dijital yüzeyler, kağıt ve kalemin bir uzantısı niteliği taşıyarak serbest el eskiz çizimleri için kullanılabilmektedir. Kağıt ortamında eskiz çizimi bir ön donanım gerektirmezken, dijital ortamda eskiz sürecinde eskiz çalışmasının her aşaması kaydedilebilir ve düzenlenebilir nitelik taşır. ‘‘Dijital eskiz teknolojileri alanında yapılan çalışmalar incelendiğinde, yazılım ve donanım olarak kağıt-kalem ortamına benzer bir etkileşim ortamının kurulmaya çalışıldığı görülmüştür. Kağıt üzerine kalemle çizimdeki hız, rahatlık ve doğrudan etkileşim gibi özellikler dijital eskiz ortamında da sürdürülmektedir.’’ [1]

‘‘Hesaplamalı düşünme ve tasarım yöntemlerinin mimarlık alanında kullanılmaya başlamasıyla doğadaki düzenler ve biyolojik oluşumların tasarıma model alındığı örnekler giderek artmaktadır. Tasarıma bu tür bir yaklaşımda eskizler halen varlığını sürdürebilir ancak tasarım süreci yalnızca görsel düşünceye ve el eskizlerine dayandırılamaz. Görsel düşünmenin yanı sıra hesaplamalı düşünmeden bahsedilen bir ortamda eskiz kavramı bir anlamda tasarımın algoritimasını kurmaya ya da parametreleri ve bunların ilişkilerini kurmaya dönüşmektir. Bu tür tasarım yöntemlerinin denendiği süreçlerde görsel düşünme ve hesaplamalı düşünmenin iç içe geçtiği söylenebilir.’’ [2]

Dijital ortamlar, tasarımcıların düşünmeleri ve düşüncelerini aktarmaları için yeni bir ortamdır. Bu dijital ortamların olanak ve sınırlarının anlaşılabilmesi için deneyimlenmesi gerekir. Bu teknolojilerdeki gelişmeler ve deneyimlemeler devam ederken, tarihsel süreç boyunca insanoğlu için iletişimi sağlayan ve düşüncelerin anlatım aracı olan eskizler, tasarımcılar tarafından kullanılmaya devam edecektir.

REFERANSLAR

[1] Brydon, K.W., Architectural Sketching with Computer Graphics, The Thesis Submitted to the University of Manchester for the Degree of Master of Science, Faculty of Engineering and Physical Science, Manchester, 2007

[2] Akipek, F.Ö., Dijital Eskiz, Makale, İstanbul, 2012

 KAYNAKLAR

İnceoğlu, N. Eskizler, Çizerek Düşünme Düşünerek Çizme, Nemli Yayıncılık, İstanbul, 2012

Kömürcüoğlu, T.N., Tasarım Sürecinde Bilişsel Yeti Olarak İmgelem ve Kavram, Doktora Tezi, İTÜ, İstanbul, 2002

 Bu metin, İTÜ Mimari Tasarım Yüksek Lisans Programı 2016-2017 Güz Yarıyılında Doç. Dr. Nurbin Paker ve Doç. Dr. Meltem Aksoy tarafından yürütülen MTS 537 Mimari Tasarım Süreçleri ve Etkileşimleri dersi kapsamında yazılmıştır. Dönem seminerlerinden beşincisi olan, 05 Aralık 2016 tarihli Doç. Dr. Hüseyin Kahvecioğlu’nun “Tasarım Süreci ve Etkileşimleri” isimli seminerinden çağrışımla kurgulanmıştır.

MOBİL YAPILAR

Revizyon—03/01/2017

Çağlasu Altınkaynak

ÖZET

Barınma ihtiyacı, insanoğlunun en temel ihtiyaçlarından birisidir. Bu ihtiyaç, önceleri zorlu iklim koşullarından ve yabani hayvanlardan korunma amacıyla kullanılan mağara, ağaç kovuğu, çadır gibi barınma yapıları ile karşılanmaktaydı. Tarihsel süreç içerisinde insanların artan gereksinimleri nedeniyle ise bu barınma yapıları gelişerek konut yapıları ve mimari mekanları oluşturmaya başlamıştır. Ancak artmaya devam eden insan nüfusu ve onun gereksinimleri, günümüz mimari mekanlarının verimli kullanılamama sorununu ortaya çıkarmıştır. Bu sorun bireyleri daha farklı çözüm arayışlarına yöneltmiştir. Bu arayışlar teknolojinin ilerleyişiyle sağlanan yenilikler ile de birleşerek ‘‘mobil yapı’’ kavramının ortaya çıkışına zemin hazırlamıştır.

Bu metnin, mobil yapılar ve bu yapıların gereklilikleri üzerinden bir anlatım ile günümüz teknolojisi vasıtasıyla geliştirilmiş örnek mobil mekan ve yapılar üzerinden örneklendirilerek sonuçlandırılması hedeflenmektedir.

Anahtar Kelimeler: mobil yapı, mobil mekan, mobil mimarlık.

Mobil kavramı; taşınabilen, hareket edebilen, sökülüp takılabilen gibi çeşitli anlamlar taşımaktadır. Mobil Mekan ise; hareket edebilen, taşınabilen mekan anlamına gelmektedir. Mobil Yapılar, bir araç yardımıyla taşınabilen ya da kendileri hareket edebilen ve bir alanda sürekli olarak sabit bulunmayan yapılardır.

Çağımızın önemli bir parçası olan zaman unsurunun hayatımızdaki yeri düşünüldüğünde; mobil kavramının insanlara sağlamış olduğu faydaları anlamamız mümkün olmaktadır. Mobil yapılar, hareket özgürlüğü sağlamalarının yanı sıra kolay taşınabilmeleri, kolay kurulabilmeleri, gerektiğinde ek parçalarla büyütülüp küçültülebilme gibi avantajlara sahip olmaları ve belirli bir alanda bulunma zorunluluğuna sahip olmamaları nedeniyle tercih edilmektedirler.

Mobil yapıların bir bütün olarak hareket ettirilebildikleri gibi modüler parçalar halinde taşınabilmeleri de söz konusudur. Kendi kendine hareket edebilenler ise mevcut olan sistemleri sayesinde kolaylıkla yer değiştirebilmektedirler. Bunlara ek olarak hafif olmaları ve belirli bir mekanda sabit olarak konumlandırılma zorunlulukları olmaması sebebiyle; doğal afetlere de oldukça dayanıklı yapılardır. Ayrıca mobil yapılar kolay ve hızlı bir şekilde kurulabilmeleri sayesinde afet sonrası kullanım için de uygun tasarımlardır. Genellikle fabrikasyon olarak üretilen mobil mekanlar mevcuttur fakat kullanıcı ihtiyaçları, iklim, işlev ve diğer başka kriterler nedeniyle özel tasarım mobil yapılar da üretilebilmektedir. Taşınabilir olmaları sebebiyle de daha akılcı ve pratik çözümlere olanak sağlamaktadırlar. Ancak başka bir alana taşındıklarında tekrar aynı verimin alınabilmesi için, doğru adımlarla ve doğru kararlarla gereksinimlere en uygun tasarımın yapılması gerekmektedir. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte elde edilen imkânlar sayesinde her geçen gün daha akılcı, işlevsel, ergonomik ve estetik kaygıların da barındığı tasarımlar oluşturulmaktadır. Bu mekanlar, görünümleri ve işlevleri açısından da daha özgür tasarımlar olarak nitelendirilebilirler.

Zaman kavramının oldukça önem taşıdığı günümüzde çoğu açıdan kolaylık sağlamaları ve gelişen teknolojinin bize sağladığı yeniliklere açık olmaları sebebiyle mobil yapıların ve mekanların gelişerek ilerlemeye devam edeceği düşünülmektedir.

‘‘Teknolojik gelişmelerin sağladığı ulaşılabilirlik ve erişilebilirlik sonucunda kazanılan hareket özgürlüğü insanı fiziksel anlamda edilgen, zihinsel açıdan ise etken bir hale getirmektedir. Kas gücü yerine beyin gücünün üretimde hâkim olduğu bilgi çağında, insanın hareket özgürlüğü zihinsel boyutta artış göstermiştir. Bu durum mobilitenin teknolojik bir değerlendirme üzerinden ele alınmasının sonucudur.’’[1]

Mobil yapılarda mekanın her metrekaresinin değerli olması nedeniyle mümkün olduğunca ihtiyaca yönelik tasarımların yapılması önem taşımaktadır. Olabildiğince her boşluğun değerlendirilip depolama alanlarının yerlerinin doğru olarak karar verildiği, çok amaçlı kullanım sağlayan ve malzeme bakımından da doğru seçimlerin yapıldığı tasarımlar üzerinden ilerlenmelidir. Bunların yanı sıra, mobil yapıların malzeme seçimlerinin doğru yapılması mekan değişimi, kurulabilirlik ve taşınabilirlik açısından kolaylık sağlamaktadır. Bulundukları iklim koşulları göz önünde tutularak üretim teknikleri ve malzeme seçimleri belirlenmeli, bu seçimler uzun vadede mobil yapının dayanımını sağlayacak nitelikte olmalıdır.

Mobil yapı örneklerinden birisi N55 yapısıdır(Şekil 1). ‘‘N55 yapısı, mobil karavan fikrinden yola çıkılarak tasarlanmıştır.1994 yılında Kopenhag şehrinde, Norre Farimagsgade (55)’in öncülüğü ile ticari özelliği olmayan bir sergi alanı ve laboratuar oluşturulmuştur. N55 yapısı bu işbirliği sonucunda ortaya çıkmıştır. 1996 yılında Kopenhag’ın merkezinde yer alan bir apartmanda birlikte yaşamaya başlayan insanlar, yeni bir yapı inşa etmeye çalışmışlardır. Bu yapıda kendi günlük hayatlarını işbirliğine ve halka açık bir platform olarak düşünmüşlerdir. N55 spaceframe (üçgenleme sisteminin üç boyuttaki hali) inşası, 2000 yılında liman bölgesinde yapılmıştır. 2004 yılına kadar yerel girişimler ve müdahaleler için bir başlangıç noktası, gruplar için çalışma alanı ve yaşam alanı olarak kullanılırken, şu an sadece bir yaşam alanı olarak hizmet vermektedir.’’ [3]

1

Şekil 1: N55 Yapısı

Taşınabilir yapılara verilebilecek bir diğer örnek de Snail Shell System’dir (Şekil 2). Snail Shell System, hem kara hem de su ile uyumlu bir yapıya sahip olması sebebiyle, çeşitli ortamlarda insanlar için hareket özgürlüğü sağlayan düşük maliyetli bir sistemdir. Tek kişilik bir mekân yaratmakta ve yine tek kişi tarafından bir tekerlek gibi yuvarlanarak taşınabilmektedir.

2

Şekil 2: Snail Shell System

‘‘Su üzerinde bir uçurtma tarafından çekilerek yer değiştirmesi sağlanabildiği gibi; bir kürek yardımıyla adeta bir gemi ya da feribot gibi de hareket ettirilebilmektedir. Göller, nehirler, liman bölgeleri ve denizlerde demirlenmiş olarak bulunabilmektedir. Karada ise, ormanlara, parklara ve şehir içinde uygun olan alanlara konumlandırılabilmektedir. Snail Shell System yapısı çok az yer kaplamakta ve uygun bir düzen içinde öngörülen 20 alana kolaylıkla yerleştirilebilmektedir. Sadece giriş bölümü dışarıda kalacak şekilde toprağa gömülmesi mümkündür. Ayrıca mevcut binaların içinde rahat bir alan olarak da işlev görebilmektedir (Siegal, 2008, s. 90-91). Geçici olarak bir topluluk yaratabilmek için; elektrik kabloları ve telekomünikasyon hatları gibi çeşitli mevcut birimler yapıya bağlanabilmektedir. Özel olarak güneş sistemi, rüzgâr türbini ya da ısı yalıtımlı cihazlar eklenerek kendi enerjisini temin edebilmektedir (Siegal, 2008, s. 90-91). Snail Shell System bir depolama ünitesi olarak kullanılabileceği gibi küçük yüklerin taşınabilmesine aracı bir birim olarak da kullanmaya uygun bir yapıya sahiptir.’’[3]

Genel anlamda bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda; mobil mekan oluşumlarında esneklik ve süreklilik kavramlarının önemini kavramamız daha kolay bir hal almaktadır. Her geçen gün ilerleyen teknoloji ve artan nüfus nedeniyle mobil mekanlarda sürekli bir değişim söz konusu olmuştur. Bu değişime ayak uydurabilmek için ise, akılcı ve mantıklı çözümler üretilebilmesi gerekmektedir. İşte bu noktada mobil yapılara olan ihtiyaç belirgin bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Sabit, yerleri değiştirilemeyen, kısıtlı ve kendini tekrarlayan yapılar yerine; taşınabilir, yeniden yerleştirilebilir, sökülüp takılabilir mobil yapıların ortaya çıkması hayatımızı kolaylaştırmada oldukça etkili bir yere sahiptir. Hem akılcı çözümlerle dar alanları verimli kullandırması, hem de esneklik ve süreklilik kavramlarına olanak tanıması nedeniyle mobil tasarımlar, üzerinde çalışılması gereken alanlar arasında üst sıralarda bulunmaktadır.

REFERANSLAR

[1] Akgül, A., Mimarlıkta Mobilite Kavramı: Göçebe Çingeneler ve Sirk Yaşamı Üzerine Bir İnceleme, Yüksek Lisans Tezi, İTÜ, İstanbul, 2006

[3] Siegal, J., More Mobile: Portable Architecture for Today, Princeton Architectural Press,       New York, 2008

KAYNAKLAR

Mumford, L., Mimarlığın Öyküsü, Kabalcı Yayınevi, İstanbul, 1961

Cronenburg, R., Transportable Environments, E&FN Spon, London, 1997

Duthilleul, J. M., Circuler Quand Nos Mouvements Façonnent La Ville, Cite De l’Architecture et du Patrimoine Yayınları, Sergi Kataloğu, Paris, 2012

Ching, F. D. K., Mimarlık: Biçim, Mekân ve Düzen, Yapı Endüstri Merkezi Yayınları, İstanbul, 2011

Avcı, S., Yeni Teknolojiler ve Geleceğin Mimarlığı Arasındaki Paradoks, Makale, İstanbul, 2016

Tuncel, A., Mobil Konutlarda İç Mekân Organizasyonu ve Mobil Mekânların Tarihsel Gelişimi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, İstanbul, 2007

DİJİTAL TASARIM YÖNTEMLERİNİN MİMARLIK DİSİPLİNİNDEKİ YERİ

Revizyon—03/01/2017

Çağlasu Altınkaynak

Anahtar Kelimeler: mimari tasarım, dijital tasarım.

Teknolojideki gelişmeler, mimari tasarım süreçlerinin de geleneksel biçimden çıkıp, teknolojik tasarım haline dönüşme sürecini zorunlu kılmıştır. Bu bağlamda, bilgisayar teknolojilerini kullanarak tasarım yapma, geleneksel yöntemle asla varılamayacak sonuçlara ve uygulamalara varmada önemli bir faktördür.

‘‘Mimari tasarım, gereksinimleri karşılamak üzere saptanan işlevleri yerine getirecek olan yapı bütününün, onun kurgusunda yer alan tüm öğelerin ve çevresinin kavramsal, işlevsel, biçimsel, strüktürel ve eylemsel özelliklerinin ve niteliklerinin yorumlanması, belirlenmesi ve belgelenmesidir.’’ [1] Bilgisayar kullanımındaki teknolojik gelişmeler, her alanda olduğu gibi mimari tasarım sürecinin de bu tanımlanan yapısını değiştirmektedir. Bu metnin, bilgisayar ve dijital iletişim teknolojilerinin kullanımının mimari tasarım sürecindeki etkilerini üzerinden bir anlatım yapması hedeflenmektedir.

Bilgilerin zamanında ve doğru bir biçimde iletilmesini sağlayan bilgisayar destekli tasarım yöntemleri ve dijital ortamlar, problemlerin çözümünde kararların erken alınmasına ve çıkabilecek sorunlara karşı zamanında çözüm yollarının aranmasına imkan sağlamakta ve aynı zamanda hataları en aza indirerek zaman ve işgücü kaybını ortadan kaldırmaktadır. Dijital ortamda mimari tasarımın en doğru şekilde gerçekleştirilebilmesi, teknolojik olanakların verimli kullanımıyla mümkündür. ‘‘Bilgisayar ve iletişim teknolojilerindeki gelişim, mimarların diğer disiplinlerle olan ilişkilerini de etkilemekte, ‘disiplinlerarası dijital-senkronize’ tasarıma olanak tanımaktadır. Sesli ve görsel iletişim sağlayan tele konferans sistemleri de bu tasarım organizasyonunu desteklemektedir.’’ [2]

Dijital ortam, mimari tasarım alanına sunduğu farklı olanaklarla farklı tasarım becerilerini gündeme getirmektedir. Dijital ortamın temsiliyet ortamı olmasının ötesinde kendine ait farklı bir doğası olduğunu fark etmek gereklidir. Dijital ortama mekânsal anlamda sorular sorulmaya başlandığı noktada, o ortamı anlama ve o ortamda tasarım yapabilme sürecine de girilebilir. Bu süreçle beraber, dijital ortamla mimari tasarımın nasıl değişmekte olduğu ve mimarın dönüştüğü pozisyonunu daha iyi anlamak mümkün olacaktır.

REFERANSLAR

[1] İzgi, U., Mimarlıkta Süreç, Kavramlar-İlişkiler, Yapı-Endüstri Merkezi Yayınları, İstanbul, 1999

[2] İnan, N., Mimari Tasarım Sürecinde Disiplinlerarası İlişkiler ve Eşzamanlı – Dijital Ortam Tasarım Olanakları, Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi, Ankara, 2008

KAYNAKLAR

Topçu, M., Bilgisayar Teknolojilerinin Mimari Tasarım Üzerindeki Etkileri, Yüksek Lisans Tezi, Yakındoğu Üniversitesi, Lefkoşa, 2012

Kendir, E. (Ocak-Şubat 2005), Mimarlık Pratiğinde Bilgisayar Desteği: Temsili Olandan Yapısal Olana Doğru, Makale, Dosya: Sayısal Mimarlık, Mimarlık Dergisi, İstanbul.

Kuzgun, T. (2003), Bilgisayar Destekli Tasarım ve Yaratıcılık, Yüksek Lisans Tezi, İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul.

 Bu metin, İTÜ Mimari Tasarım Yüksek Lisans Programı 2016-2017 Güz Yarıyılında Doç. Dr. Nurbin Paker ve Doç. Dr. Meltem Aksoy tarafından yürütülen MTS 537 Mimari Tasarım Süreçleri ve Etkileşimleri dersi kapsamında yazılmıştır. Dönem seminerlerinden üçüncüsü olan, 14 Kasım 2016 tarihli Sema Alaçam’ın “Tasarım. Algoritmik Düşünce” isimli seminerinden çağrışımla kurgulanmıştır.

Acil Durum Barınak Tasarımı, Gereklilikleri ve Bu Alanda Origaminin Yeri

Çağlasu Altınkaynak

Anahtar Kelimeler: barınak, acil durum, origami

Barınma, insanlığın varoluşundan beri süregelen, insanoğlu için en temel ihtiyaçlardan biridir.  Bu ihtiyacın karşılanması noktasında ise ‘‘insanı tehlikeli derecedeki soğuk ya da sıcaktan koruyan, içinde dışarıya nazaran güvenli şekilde uyuyabileceği ve bazı ihtiyaçlarına cevap verebilen, içinde yaşanan yapı veya korunaklı yer[1]’’  olarak tanımlanan barınak yapıları devreye girer. Günümüzde ise, barınaklar, acil durumlar, doğal afetler ve zorunlu göçler sonucu ortaya çıkan barınma ihtiyacına cevap niteliği taşıyan mimari tasarımlar olarak karşımıza çıkar. Bu ihtiyaca cevap verecek olan tasarımın, barınağın yer alacağı bölgenin iklim şartlarına uygun olması, gerektiğinde uzun dönemler boyunca kullanılabilmesi, aynı zamanda da hızlı ve ucuza üretilebilmesi ve kolay uygulanabilmesi gerekmektedir. Acil durum barınakları, dönüştürülebilir malzemelerden oluşan, sökülüp veya taşınıp tekrar kullanılabilen yapılar olmalıdır. Origami tabanlı yayılabilen acil durum barınakları, tasarım açısından hareket edebilme özelliği kazanabilmesi sebebiyle, çağdaş barınak mimarisi için iyi bir çözüm niteliği taşır. Bu metinde, öncelikle, afet sonrası acil durum barınak tasarım kriterlerinden bahsedilip sonrasında ise bu yapılarda origami tekniği kullanılarak tasarlanabilen yenilikçi çözümlerin, örnekler üzerinden desteklenerek anlatılması hedeflenmektedir.

‘‘Afet sonrası acil durum barınağının amacı; yıkılmış ya da hasarlı binaları daha yüksek standartlı binalarla değiştirmektir. Geçici konutların yemek pişirme, uyuma, tuvalet ve temizlik gibi belirli standartlara sahip olması ve çok sayıda, hızlı bir biçimde üretilmesi gerekmektedir. Aynı zamanda barınma ihtiyacının yanı sıra, afetzedeleri memnun edici seviyede (yemek pişirme, yeme, sıcak su, sıhhi tesisat vb.) gibi diğer ihtiyaçlarını da karşılamalıdır. Böylece meydana gelen afet sonrası, bölge halkının yaşamlarının yüksek standartlara getirilmesi sağlanmalıdır (Songür, 2000).

Acil durum evresinde kullanılabilecek barınak için kriterler aşağıdaki şekilde sıralanmaktadır(Sey, vd. , 1987);

  1. Afetten sonra, barınaklar kısa süre içinde kurulabilmelidir. (maksimum 1 gün içinde).
  2. Barınağın dış kabuğu ya da örtüsü zararlı dış etkilerden korunmayı sağlayabilmelidir.
  3. Barınaklar birden çok afet için kullanılabilmelidir.
  4. Tümüyle bitmiş olarak getirilmesi gerekmektedir.
  5. Hafif ve kolay taşınabilmesi gerekir.
  6. Kurulum işleri basit ve hızlı olmalıdır.
  7. Afet bölgesinde barınak dağıtım ve kurulum işlemlerini yapabilen organizasyonun bulunması gerekir.
  8. Afet bölgesindeki barınak kurulumu sırasında işgücü, araç, gereç kullanım planının daha önceden hazırlanmış olması gerekmektedir.

Geçici barınak tasarım ve üretiminde yukarıda belirtilen kriterlerin asgari olarak sağlanması gerekmektedir.  Böylece bölgede mühendis ya da uzman gerekmeden barınaklar kurulabilmektedir. Barınak yerel bölgeler için değil, küresel açıdan değişik arazi ve mevsim şartlarına uygun nitelikte olmalıdır. Geçici barınaklar; sağlam, dayanıklı, güvenli vb. olmalıdır. [2] ’’

Origami, maksimum ekonomi ile çerçeveler oluşturan bir sistem olması sebebiyle mimarlıkta sıkça kullanılır ve mimarlar tarafından sevilir. Origami sanatçıları tek bir kağıt parçası ile sınırsız şekiller ve formlar elde ederler ve onların yapıları doğal olarak yapısal açılardan doğrudur. Çünkü kağıt parçasını şekillendiren mantık strüktür mantığıdır. Bu nedenle genişlemeye, eklemelere, çıkartmalara uygundur.

‘‘Origami tabanlı yayılabilen acil durum barınakları, tasarım açısından hareketlilik özelliği kazanabilmesinin yanı sıra, diğer acil durum yardım barınaklarına kıyasla bazı avantajlara ve dezavantajlara sahiptir. Katlanabilme özelliğinin en önemli tarafı kolay depolanması ve montaj gerektirmeden kurulumu olarak ele alınabilir. Bunun yanında eklenebilme özelliğinde olan barınaklarla farklı çözümler getirebilmek mümkün olacaktır. Daha az malzeme ile daha ekonomik olarak daha hızlı şekilde üretilebilecek bu tasarımlar afedzedelerin kısa süreli olarak barınması için elverişlidir. Aşağıda, origami ile tasarlanmış acil durum barınak örnekleri incelenecektir.

11

Şekil 1: Ha-OriShelter

Endüstiriyel tasarımcı Ideoer Joerg tarafından tasarlanan Ha-OriShelter, gürgen ağacı yapraklarından esinlenerek tasarlanmıştır. Bu barınak kurulduğunda çapı 3,81 m ve yüksekliği 2,5 m dir. Katlandığında ise 2,6 m ye 0,45 m ölçülerine gelir ve depolama açısından ve taşıma açısından oldukça idealdir.11,3 m² taban alanına sahiptir.

22.jpg

Şekil 2: Global Village Shelter

100 civarında denemeden sonra en sağlam olarak bu formda karar kılınmıştır. 2 parça halinde sonradan monte edilen çatı dâhil tasarım oldukça hafif olduğu için 2 kişi 1 saatten az sürede kolaylıkla bu barınağı kurabilir. Tasarımdaki avantajlı yön katlandığı zaman üst üste kolaylıkla depolanabilen ve kullanıcılarının kendileri bile kurabileceği kolaylıkta kullanılmış katlama tekniği sayesinde kısa sürede çok fazla kullanıcının derdine çare olabilecek bir uygulamadır.

33.jpg

 Şekil 3: Recover Shelter

Bu barınak Ha-OriShelter’da olduğu gibi tek parçadan katlanarak oluşturulmuştur ve tek kişi tarafından birkaç dakika içinde kurulumu yapılabilen bir acil durum yardım barınağıdır. Katlandığında bir at nalı içine sığabilecek boyutlara gelebilen bu tasarım oldukça hafiftir. Depolanması ve afetzedelere ulaşımı da oldukça seri şekilde sağlanabilmektedir. [3]’’

44.jpg

Şekil 4: Bob Gillis – Tek Kişi İle Origami Barınak Sistem Kurulumu.

URL: https://www.youtube.com/watch?v=jb5lmJO8EuI

Doğal afetler sonrası acil durum barınaklarının tasarımında origami sanatının mimarideki yansımasını kullanarak gerektiğinde yayılabilen gerektiğinde ise katlanıp taşınabilen yapılar tasarlanması olanaklı hale gelir. Çoğunlukla ilhamını doğa ve onun getirilerinden alan origami, acil durum barınak yapısı tasarımlarında da bu özelliğini sürdürürken aynı zamanda da bu teknikle üretilen barınaklarda hızlı kurulum ve katlanma özelliği, hafif olmasının getirisi ile bir afet sonrası acil durum barınağı için öncelikli olan kolay taşınabilirlik ve monte edilebilirlik en önemli kriterlerdendir. Özellikle çağımızın üzerinde çalışılan ve yeniliklere açık olan alanı olan barınak mimarisi için origami tekniği ile yenilikçi çözüm ve tasarımlar konusundaki ilerlemeler olması öngörülmektedir.

[1] Barınak Tanımı, Wikipedia

 https://tr.wikipedia.org/wiki/Bar%C4%B1nak

[2] Beyatlı, C. Acil Durum Barınakları ve Bir Barınak Olarak Acil Durum Konteynır Öneri Modeli, Yüksek Lisans Tezi, 2010

[3] Yamalı, M.S. , Akgün, Y. , Karaveli, A.S. Deprem Sonrası Acil Barınma Birimi Tasarımları Üzerine Bir Değerlendirme, Konferans, 2015

 

 

 

AYDINLATMA BİÇİMLERİNİN SERGİ MEKANLARINDAKİ İŞLEVİ

Revizyon—03/01/2017

Çağlasu Altınkaynak

Anahtar Kelimeler: sergi, sergileme, aydınlatma.

Sergiler insanlar için tasarlanır, bundan dolayı sergi tasarımcıları, oldukça farklı yapıdaki izleyicilerin ihtiyaçlarını anlayıp, ulaşılabilir, eğitimsel ve eğlenceli unsurları da buna göre sağlaması gerekir. Tasarımcının izleyiciyle iletişim kurmayı ve onlar için öğrenme yollarının nasıl sağlayacağını anlaması gerekir. Sergi mekanlarındaki ışık ve aydınlatma tasarımı da ziyaretçinin görsel konforunu ve sergi deneyiminden aldığı hazzı büyük oranda etkileyen unsurlardan birisidir. Sergi ortamındaki eserlerin ve sergilendiği ortamla ziyaretçi/izleyici arasındaki etkileşimi başlatan görme işlevi için ışığın varlığı gerekmektedir. Bu ışığın niteliği de izleyici ile sergi arasındaki iletişimin yoğunluğu ve kalitesinde önemli bir rol oynar. Bu metnin, aydınlatma faktörünün sergileme mekanlarındaki yeri ve izleyici-eser arasında gerçekleşen iletişime sağladığı katkı üzerinden bir anlatım yapılması hedeflenmektedir.

Sergilenen eserlerin mekanla uyum içerisinde olması, sergi mekanlarının nitelikli ve etkin bir biçimde aydınlatılması, sergiye katılma, bakma, bilgi edinme, öğrenme gibi temel hedeflerin gerçekleşmesi açısından oldukça önemlidir. Sergi mekanı, sergi ve izleyici ilişkisinde öne çıkan aydınlatma faktörü, sergi mekanının atmosferini etkileyerek veya sergilenen esere ilgiyi yükselterek izleyicinin sergi deneyimini önemli ölçüde etkileyebilmektedir. Sergi mekanlarının aydınlatılmasında ziyaretçilerin yaşadıkları sergi deneyimlerinin, tercih ve ihtiyaçlarının dikkate alınması önemli bir unsurdur. Tercihler, ziyaretçilerin ön bilgi, niyet ve tutumlarının önemli göstergelerinden birisidir. Ayrıca tercihler, tasarım sürecinde dikkate alınabilecek kullanıcı merkezli bilginin üretilmesinde tasarımcıya önemli ölçüde yol gösterici olmaktadır. Bu anlamda sergileme mekânlarının kullanıcısını oluşturan ziyaretçilerin aydınlatma tercihlerinin belirlenmesi önem kazanmaktadır.

Sonuç olarak ziyaretçinin, kendi gereksinimlerine yanıt veren, mekâna ilişkin duygusal tepkilerini olumlu yönde etkileyen, konforlu ve doğru aydınlatılmış bir sergileme ortamında sergi deneyiminden haz alabileceği, ziyaretini sürdürme ve yineleme niyeti oluşturabileceği ileri sürülebilir.

KAYNAKLAR

Türkseven, İ., Sergi Mekanlarında Doğal ve Yapay Aydınlatma Biçimlerinin Ziyaretçi Deneyimi ile Olan İlişkisinin İrdelenmesi, Tasarım + Kuram Dergisi, Cilt 11, Sayı 20, İzmir, 2015

Locker, P., Stant Tasarımı ve Sergileme, Literatür Yayıncılık, İstanbul, 2013

 Bu metin, İTÜ Mimari Tasarım Yüksek Lisans Programı 2016-2017 Güz Yarıyılında Doç. Dr. Nurbin Paker ve Doç. Dr. Meltem Aksoy tarafından yürütülen MTS 537 Mimari Tasarım Süreçleri ve Etkileşimleri dersi kapsamında yazılmıştır. Dönem seminerlerinden dördüncüsü olan, 21 Kasım 2016 tarihli Ebru Yetişkin’in “Bilim. Tasarım. Sanat” isimli seminerinden çağrışımla kurgulanmıştır.

Zorunluluktan Gelen Tasarım

Revizyon – 25/11/2016

Evlerimizin, mahallelerimizin ve içinde yaşadığımız toplulukların fiziksel tasarımı, hayatlarımızı her anlamda etkiler ve ironik bir biçimde, mimarlık hizmetine en çok ihtiyaç duyan toplulukların, bunu maddi olarak karşılayamayacak topluluklar olduğu görülür.

Mimarlar, sanayi devriminin ardından ortaya çıkan işçi sınıfı için yapı üretmeye başlamışlardır. Özellikle son yıllarda artan doğal, ekonomik ve sosyal felaketler mimarlığın yeniden düşünülmesi ve sorgulanmasını zorunlu hale getirmiştir. Mimarlar da, yetersiz koşullarda ve eldeki kısıtlı malzemelerle bile olsa, hayattan en büyük beklentisi temel barınma veya eğitim ihtiyacını gidermek olan kullanıcılara hitaben çözümler üretmeye ve projeler yapmaya başlamışlardır.

Dünyada 1 milyar insan olumsuz koşullara sahip barınaklarda yaşarken, 100 milyondan fazla sayıdaki insan ise evsiz denilebilecek koşullarda hayatını sürdürmeye çalışmaktadır (Global Homelessness Statistics) [1]. Bazı mimarlar ve onları destekleyen üreticiler evsiz yaşayan insanlar için lokal inşaat sistemleri ve malzemelerle dönüştürülebilir ya da kalıcı bina çözümleri üretmektedir. Afrika’da kerpiç bloklarla düşük bütçeli binalar yaratılmakta, New Orleans’taki Katrina felaketi örneğindeki gibi evleri yıkılan insanlar için geçici ve kalıcı barınaklar inşa edilmektedir. Tüm bu projeler orada süren hayatları etkilemekte, geliştirmekte ve lokal kültürü korumakta önemli rol oynamaktadır.

Günümüzde ise barınak mimarisi en güncel sorunumuz olan mülteci barınaklarına yönelmek durumunda kalmıştır. Bu metinde, çağdaş mimarinin yeni bir alanı olan mülteci barınakları ve onların yarattığı kültürel hassasiyet üzerinden ilerlenecektir.

‘‘Mülteci mimarlığı günümüzde artık çağdaş mimarlık sayılmaktadır. Dünyada birçok ülkede sığınmacı/mülteci sayısı giderek artarken, hareket halindeki, transit geçiş yapmakta olan veya çeşitli biçimlerde yerleşen sığınmacıları/mültecileri konuk etmekle ilgili mekansal uygulamalar farklı, yeni ve doğaçlama biçimler olarak ortaya çıkmaktadır. Bu biçimler, formel düzenlemeler, enformel girişimler, zorunlu olarak uygulanan politikalar ve mekansal uygulamaları kapsayan geniş bir panoramaya sahip mekansal tartışmaları yansıtmaktadır.

Sığınmacılar/Mülteciler, yetkililer, kamusal ve özel sektör paydaşları tarafından alınan fiziksel önlemlerin daha geniş bir mekansal söylem dahilinde anlaşılması gerekir. Aidiyet ve bağlılıkla ilgili değerlerin farklı bir biçimde yeniden yorumlanmaları sürekli olarak müzakere edilirken, mimarlık alanı hem devam eden uygulamaları sorgulamalı, hem de giderek artan sığınmacı/mülteci kökenli nüfus için sosyo-mekansal bağlamda ilişki kurmayı destekleyecek barınma ortamlarının şekillenmesinde rol almalıdır.’’ [2]

Günümüzde tasarımcılar bir saat içerisinde kurulup kaldırılabilen ve yapılara giydirilebilen çadırlara kadar pek çok öneriyle karşımıza çıkmaktadır. Prefabrike edilebilen neredeyse her yapı yerlerinden edilmiş bireyler için potansiyel birer çözüm haline gelmektedir.

sandbagNader Khalili’nin kum torbası barınakları, el ile monte edilebiliyor. Montaj için hiçbir özel inşaat aracı, tekniği ya da malzemesi gerekmiyor, sadece kum torbası ve toprak kullanılıyor. Bir kum torbası barınağı yapmak için ise tecrübesi olmayan altı kişinin bir gün çalışması yeterli. [3]

Yapılan barınak tasarımları beraberinde kültürel hassasiyeti de getirmektedir. İnşa edilen bu yapılar doğal afetler sonrası yapılan acil durum yapıları ile aynı olmadığı için bu durum oldukça önemlidir. Barınak tasarımında, kısa vadedeki ihtiyaçları karşılamak ilk adımdır, fakat bir sonraki adım bu yapıları uzun vadeli bir hale dönüştürmek olmalıdır. Bu da yapıların dirençli olması ve sakinlerinin de bu barınakları kendilerine ait bir hale dönüştürebilmeleri için yeteri kadar esnek olmaları gerektiği anlamını taşır.

dadaab.jpgDadaab Mülteci Kampı, Kenya [4]

Barınak tasarımı günümüzün en önemli sorunlarından olan ve gelecekte de katlanarak artması beklenen mülteci olma durumu için en temel çalışma alanlarından birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu alandaki mimari çalışmalar her geçen gün ilerletilmekte ve nitelikli çözüm önerileri yaratmaktadır. Bu anlamda mülteci sorununa kültürel ve politik bakışın fiziksel mekan ile olan etkileşimi önemli bir ara kesit oluşturmakta ve üzerinde çalışılabilecek bir potansiyel barındırmaktadır.

 

 

 

 

KAYNAKÇA:

[1] Global Homelessness Statistics from https://www.homelessworldcup.org/homelessness-statistics

[2]’’Acil Durumda Mimarlık: Sığınmacı/Mülteci Krizini Yeniden Düşünmek’’ Sempozyumu

[3]Khalili,N. Sandbag Shelter from http://www.earthbagbuilding.com/projects/sandbagshelters.htm

[4]Dadaab Mülteci Kampı, Kenya from

http://www.unhcr.org/news/latest/2004/3/404f35517/shelter-project-lets-dadaabs-refugees-swap-twigs-bricks.html

Hosey, L. A Darker Shade of Green from

http://www.huffingtonpost.com/lance-hosey/a-darker-shade-of-green_1_b_10934248.html

Anderson, S. MoMA, Insecurities: Tracing Displacement and Shelte

Tibaro, M. Zorunlu Geçiciliğin Mimarisi Fotoğraf Sergisi, 2016

http://www.sivilsayfalar.org/cagdas-mimarinin-yeni-alani-multeci-barinaklari/