Mimarlıkta İletişim Bağlamında Mimari Çizim: Mekân Üretimindeki Etkiler

Revizyon Tarihi: 02.01.2017

ÖZET

Mimari tasarım, diğer birçok disiplin gibi içerisinde iletişim unsurunu, görünür ya da örtük bir biçimde barındırmaktadır. Çeşitli arka planlardan aktörlerin tasarım sürecine dâhil olduğu mimari tasarım süreçlerinde; kitle, gruplar ve de bireylerin katılımı ile mimarlıkta iletişim bağlamında bir tartışma zemini oluşurken, sürecin yürütüldüğü bir ortam olarak mimari temsillerden söz edilebilir.

Çalışma kapsamında, konvansiyonel bir araç olan mimari çizimlerin; mekânın üretiminde verimli ve üretken bir iletişim aracı olarak nasıl kullanıldığı üzerinde durulacaktır. Mimarlık pratiğinde çizim ve iletişim kavramlarının tarihsel süreçteki gelişimlerinde görülen paralellik doğrultusunda, Stuart Hall’un iletişim modeli, toplumsal ve mekânsal açıdan incelemeye dahil edilecektir. Örnekleme ise, Aldo Rossi’nin mimarlık literatüründe geniş bir eleştiri alanı açan Modena Mezarlığı Projesi’nin çizimlerinin etkisinin değerlendirilmesiyle yapılarak çalışma metni sonuçlandırılacaktır.

Anahtar Kelimeler: mimarlıkta iletişim, mimari çizim, mekânın üretimi, Stuart Hall ve etki modeli, Aldo Rossi: Modena Mezarlığı Projesi

Mimarlıkta İletişim Bağlamında Mimari Çizim:

Mekân Üretimindeki Etkiler

Bir mimari çizim, bir araştırma aracı, bir keşif yolculuğu ve geleceğe doğru yapılan bir dizi bakış olmalıdır.[1]

— Peter Cook

1.Başlarken

Mimarlığın günümüzdeki eylem alanı oldukça geniş bir aralıktadır. Kent içerisinde insan ölçeğindeki bir erişilebilirlik meselesinde de, siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel yaşantının süreceği tüm mekânların fiziki ve kavramsal olarak inşasında da mimarlık faaliyetlerinin varlığı önem taşımaktadır. Mimarlık tasarım aracılığıyla, yukarıda belirtilen durumlara çözümler getirirken, gerek fikirleri geliştirmede gerekse bu önerileri iletmede, geleneksel olarak mimari çizimleri kullanagelmiştir. Bu kritik yönüyle çizimlerin, mimarlığın eylemlerinin muhataplarına iletilebilir olması önem taşımaktadır. “Fikirlerin henüz kâğıt üzerinde yer aldığı tasarım sürecinde” etkin bir şekilde iletilebilmelerinin hem fiziki hem de kavramsal mekânların bir tartışma ortamı yaratma potansiyelini desteklemektedir. Öyleyse, üretilen çizimlerin, bir meslek grubunun yaratıcı faaliyeti olmalarının yanı sıra, ilgili diğer muhatapları için de ilettiği mesaj okunabilir olmalıdır. Bu yaklaşımlardan da görülebileceği üzere, mimari çizime, mimarlıktaki mekân üretim rolünde, iletişim disiplinindeki kavramlarla yaklaşmak mümkün olacaktır.

2.Mimarlıkta İletişim Yaklaşımı

Mimarlıkta iletişimin ne anlama gelebileceğini tariflemeden evvel iletişimin kendisinin taşıdığı anlama bakmakta yarar vardır. Schram’a göre, “iletişim, fizik ve ekonominin anlattığı anlamda akademik bir disiplin değil, daha ziyade pek çok alanı bir kavşakta buluşturan bir disiplindir” (Lazar, 2009’da atıfta bulunulduğu gibi, s. 11). Mimarlıkta iletişim kavramı da, farklı disiplinlerin bilgisini kendi epistemolojik alanına dâhil ederek mimarlık-bilgisi’ni[2] genişletmeyi hedefleyen mimarinin disiplinler arası bir faaliyeti olarak okunmalıdır.  Yine bu konuda Lazar (2009, s.12) iletişimin konusunu açıklamak üzere, Chaffe ve Berger’in “izleyen” kavramlarını kullanarak, yazarların yaklaşımındaki üretimleri anlamak üzere izleyen çevrenin varlığından söz etmektedir. Aynı yazarlara göre, “İletişim bilimi üretimleri anlamaya çalışmaktadır. Bu üretimler, kuramsal olarak çözümlenebilir sinyal sistemleri ve simgesel etkilerin işlenmeleriyle meydana gelmektedir. Kuramsal çözümlemeler ise ortak olarak üretilmiş olguları açıklamayı amaçlayan genel yasaları içermektedir” (Lazar, 2009’da atıfta bulunulduğu gibi, s. 12). Böyle bir durumda mimari üretimleri kuramsal açıdan çözümlemek üzere iletişim biliminin kavramlarını kullanmak uygun hale gelmektedir. Mimari tasarım bir kez özerk bir üretim alanı olarak görüldüğünde, bu üretimin toplumun farklı kesimlerine hitap ettiği de söylenebilir. Yırtıcı’ya göre (2002, s.9), mimarlık disiplininin temel ürünü olan mekân, toplumsal pratikler içinde üretilen ve tüketilen bir nesnedir. Bu kavramsal yaklaşımların yanısıra, iletişimin son yüzyıl içerisindeki pozisyon alışları da üretim ilişkileri ile iletişimin paralelliğini ortaya koymaktadır.

İçinde bulunduğumuz asrın giderek artan bilgi kapasitesi ve teknolojide yaşanan atılımlar, insanlığı makine çağından elektronik çağa hızlıca sürüklemiştir. Bu sürecin başlarında endüstriyel üretimin başladığı zamanlarda iletişim kuramı açısından kitleleri etki altında tutmak üzere Lasswell Modeli gibi tek yönlü iletişim modelleri uygulanmıştır. Bu tür daha çok geri dönüşsüz propaganda odaklı iletişimi ifade etmektedir (M. Mengü, kişisel görüşme, 14 Aralık 2016). 1940’lara kadar sürecek olan bu dönemi 20 yıl süresince sınırlı etkiler dönemi takip etmiştir. Bu dönemde esas olarak kitle üzerinde tek odaklı etkenlerin bulunmadığı ve tekrarlı iletimlerin etkiyi ancak kurabilmesine yönelik çalışmalar ortaya konmuştur. Mengü’nün belirttiğine göre (2016), 60’lı yıllardan bu yana ise yeniden güçlü etkiler dönemi içerisine girilmiştir. Başta Stuart Hall’un modeli olmak üzere, göz ardı edilen siyasal, sosyal, ekonomik faktörler, çevrenin rolü olarak iletişim modeline dâhil edilmiştir (Şekil 1). Bağlamların barındırdığı gürültü ise iletişime has bir kavram olarak iletilen etki ve iletilerin, kanal ve iletişim katılımcıları açısından etkin bir şekilde alınıp-verilemeyişindeki pratik algı ve kod çözümünü ifade etmektedir. Bu açıdan bağlam ve gürültü ayrı nosyonlardır.

slayt1-web

Şekil 1. Stuart Hall İletişim Modeli, (Çalışma kapsamında yazar tarafından üretilmiştir.)

İletişimde iletinin taşıdığı mesajın gönderici tarafından kodlanarak iletildiği ve alıcının bu mesajın kodunu çözümleyerek anlama, bilgiye eriştiği düşünüldüğünde, Hall’un modelindeki gibi farklı bağlamlara dâhil farklı alıcıların mimari üretime dair iletiyi, mimari çizimi yorumlamasında da farklılıklar doğacağı söylenebilir.

3.Mimari Çizimin Üretici Potansiyeli

Bugün, yalnızca konvansiyonel bir temsil aracı olarak değil, bir tür iletişim aracı olarak mimari çizimi yeniden değerlendirmek gerekmektedir. Bunu yaparken mimarlığın yapıya ve temsile dayanan üretimler olarak iki türde üretimi olduğunu söyleyebiliriz. Bu aşamada, görsel üretimleri içeren temsili alandan çizim ele alınarak inceleme kapsamı belirlenebilir.

Mimarın temsil üretimiyle ilgilenmediği ve yalnızca bir çeşit “yapı ustası” olarak görüldüğü dönemin sonrasında mimari çizim, mimar için hem tasarlama aracı, hem söylem biçimi hem de eleştiri ortamı haline gelmiştir. Bu konuda Colomina (2002, s.207), mimarlığın, bina yapma eyleminden ayrı olarak, yoruma dayalı, eleştirel bir eylem olmasına dikkati çekmektedir.

Köksal’a göre ise (1994), “mimari çizimin özerkleştiği başka bir alan da mimarlığın üst-söylem alanıdır.” Ayrıca mimarlık disiplini adına, “mimarlık tarihinin, mimarlık düşüncesinin gelişmesinde, tipolojilerin araştırılmasında çizimin özerkliği belirleyici olmuş, spekülatif bilginin oluşmasına olanak vermiştir” (Köksal, 1994).

Mimari çizimin yapılı ya da çizili mekânın üretilmesindeki, söylem ve eleştiri becerilerinin yanında anılması gereken esas becerisi tasarım sürecindeki rolüdür. Toplumun geçim, yaşam ve düşünce biçimine uygun olacak tasarımın organizasyonu yaygın olarak, bu aracı, yani mimari çizim sayesinde olmaktadır. Altürk’ e göre (2011, s.55), belirli bir tür mimari çizim düşünmeyi, -tasarıma dair- seyre dalmayı[3] ve –tasarımla ilgili- niyetin belirlenmesini kolaylaştırıyor. Burada ifade edilen kolaylaştırma, tasarımın iletimindeki iki yönlü hareketi olarak görülmektedir. Bunlardan ilki göndericinin yani mimarın mesajı kodlamasıyla oluşturup iletilmesini, ikincisi ise alıcının yani toplum kesimlerinin bu iletinin kod çözümünü yaparak mesajı iletildiği niyete uygun bir şekilde anlamasıdır.

4.Bir Mekân Üretim Örneği ve Etkilerinin İletilmesi

Mimar mekânın üretilmesinde, iletişim kavramlarıyla söylendiğinde, hem tasarımını değerlendirmek, hem de bunu bir başkasına iletmek üzere resimsel bir bilgi (pictorial) hazırlar. Böylece kendisi ile iletişimi için ortaya koyduğu çizimler, ait olduğu bağlama göre ilgili muhataplara da aktarılabilir hale gelmektedir.

Günümüzde dahi tartışma ortamını besleyen özgün bir örnek olarak, Aldo Rossi’nin Modena Mezarlığı Projesi (Cimitero di Modena, 1971-1978) çizimleri, metin boyunca ifade edilmek istenen, iletişim bağlamında mimari çizimlerin etkili olabileceği savı açısından okunabilir. Kentteki mevcut mezarlığın genişletilmesine yönelik açılmış olan bu yarışma, toplum adına hemen onaylanması güç bir proje önerisinin bugün dahi gerek kullanım, gerekse akademik tartışmalarda örnek olarak gösterilmek gibi eriştiği, ulaşılması zor bir başarıyla noktalanmıştır. Rossi’yi bu ölçüde başarılı kılan, Bilgin’in belirttiği gibi (2015) mimarın savunduğu görüşlere muhalif bir jüriyi yarışmaya sunulan paftalardaki çizimlerdir. Buna ilave olarak bugün bile işler durumdaki yapının, “ölüm” konusu gibi insanın varoluşuna tarihlenen ciddi bir konuya neredeyse olmayacak bir mezarlık önerisi getirmesi, toplum açısından kabul görmesi yönüyle oldukça değerlidir.

Çizimlerinde Rossi’yi ve dolayısıyla mekânı bu denli olumlu kılan, toplumun farklı kullanıcılarıyla birlikte, başta jüri ve sonrasında bugün diğer mimarlık alanından olan ve olmayan muhattapların görme biçimlerine sunduğu katmanlı yapıdaki çizimdir. Bilgin (2015), Rossi’nin sahip olduğu bu çizim kalitesini bir alet çantası olarak, Durand’in soyut aklı, Caneletto’nun hayali aklı ve De Chirico’nun akıl dışı olarak betimlediği çizim becerilerinden kurduğunu belirtmektedir.

Kentin vaziyetine eklenecek öneri projesi için Rossi, havadan görünüş çizimiyle kurduğu ilişkileri en kolay biçimde göstermeyi başarmaktadır (Şekil 2). Diğer yandan, Bilgin’e göre (2015) böylece belediye ya da para koyucular için parsellerin maksimum şekilde kullanılacağını göstererek, bu grupta yer alan muhataplarına dilediği etkiyi iletebilmiştir.

Kuramsal açıdan ise, Şehrin Mimarisi eserinde kuramlaştırdığı, artifaktlar arası ilişkileri, anıt ve harabe biçiminde görünen mezarlık yapısı arasındaki kurmayı, aksonometrik çizimler ve çizimde öne çıkan renkler ile kurgulayarak sağlamış ve böylece, jürinin mimari açıdan değerlendirmeleri üzerinde etkili olmuştur denilebilir.

1971-1978-cimitero-di-modena2

Şekil 2. Modena Mezarlığı Proje Önerisi Çizimi, Aldo Rossi, 1971 (Url-1)

Son olarak kullanıcı grubun, inşa edilen mekânda daha sonradan benimseyeceği mezar gözlerini, ölüm ve yaşam arasında kurduğu bağlantıyla desteklemiştir. Kendi otobiyografisine (2010) dahi, mimarlığın malzeme ve enerji ile olan ilişkisinin ölümle olan tezatlığından bahsederek başlayan mimar proje önerisi çizimlerinde, ev imgesine bolca yer vererek, tasarımını kullanıcıya vermek istediği etkiye yönelik olarak tamamlamıştır. Bu konuda, Riley vd. (2002) Rossi’nin Mezarlık yapısını “ölüler için ev” olarak ifade eder. Yapının üst örtüsü olmayan duvar ve odalardan, açık bırakılmış kapı ve pencere boşluklarından ibaret, korunağa ihtiyacı olmayan ölüler için tasarlanmış bir mekan olduğunu söyler (Riley vd., 2002).

5.Bitirirken

Mimari çizim, iletişim modelleri ve üretim biçimleri tarihsel süreçte özellikle son yüzyıl içerisinde önemli değişiklikler geçirmiştir. Her biri için, bir tür etkileşim ortamı olduklarından söz edilerek, bu üç alan arasındaki ilişkiler birbirleri ile olan benzerlik ya da uyumluluk denilebilecek açılardan incelenmiştir. Hem mimarlık alanından hem de iletişim alanından getirilen kavramlar temelde mekânın üretimi konusunda çizim ortamı üzerinde doğan etkiler olarak ifade edilmiştir. Başlangıçta çalışmaya referans olarak aktarılan Hall’un iletişim modeli üzerinde, bugün hala geçerli olan ve Rossi’nin de içerisinde mimarlık ürettiği güçlü etkiler dönemi için nasıl işlediği gösterilebilir (Şekil 3).

slayt3-web

Şekil 3. Stuart Hall İletişim Modeli’nin yorumu olarak Aldo Rossi’nin Modena Mezarlık Projesi çizimlerinin etkilerinin iletimini gösterilmesi

Sonuç olarak, çalışma kapsamı içerisinde, mimarlığın, toplumsal bağlamlar arasında sürdürülen bir mekân üretim eylemi olduğu söylenmiş ve bu eylemin iletişimin etki iletimi bağlamında incelenebileceği gösterilmiştir.

 DİPNOTLAR:

[1]  “A drawing should be an investigative device, a voyage of discovery, a series of glances into the future.”(Spiller, 2013)

[2] Philippe Boudon’un ortaya koyduğu anlamıyla mimarlık-bilgisi, mimari tasarımın mimarlıkta bilimsel araştırma konusu olabileceği tezini öne sürmektedir.

[3] “They (analytical drawings) facilate contemplation.” ifadesinin geçtiği metinde yer alan “contemplation” kelimesi, bir yandan Yunanca “theoria” olarak bilinen kavrama denk gelmektedir. Türkçe’ de de nazariye olarak isimlendirilen teori ise bir çeşit seyre dalış ile ilişkilidir.

KAYNAKÇA:

Altürk, E. (2010). Drawing that take sides. M. Riedijk (Ed.) “Architecture as a Craft: Architecture, Drawing, Model and Position” içersinde (s.54-69) Amsterdam: SUN Architecture Publ.

Bilgin, İ. (2015). 20. Yüzyıl Mimarlığında Oluş-Kopuş Diyalektiği Ve İp Cambazları, Arada 1 Konferans Dizisi, 11 Mayıs 2015, İTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Mimari Tasarım Kuram Yöntem ve Eleştiri Grubu, İTÜ Taşkışla, Erişim linki ve tarihi: < https://www.youtube.com/ watch?v=NmvDWHam_UM&t=5456s >. 15 Aralık 2016

Boudon, P. (2015). Mimari Mekan Üzerine: Mimarlık Epistemolojisi Üzerine Deneme. (Çev. A. Tümertekin) İstanbul: Janus Yayıncılık

Colomina, B. (2002). Architectureproduction. K. Rattenbury (Ed.) “This Is Not Architecture” içerisinde (s.207-221) Londra ve New York: Routledge.

Köksal, A. (1994). Mimarlıkta Çizimin Belirleyiciliği. Makale, Arredamento Mimarlık Dergisi, 60.Sayı, <http:// v2.arkiv.com.tr/ko11746mimarliktaciziminbelirleyiciligi.html> Erişim tarihi: 19.08.2016.

Lazar, J. (2009). İletişim Bilimi. (C. Anık, Çev.)  Ankara: Vadi Yayınları.

Mengü, M. (2016). Kişisel Görüşme. 14 Aralık, İstanbul. T.C. İstanbul Arel Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri Bölüm Başkanı, (Yrd. Doç. Dr.).

Riley vd. (2002).  The Changing Of The Avant-Garde Visionary Architectural Drawings From The Howard Gilman Collection, Broşür. The Museum of Modern Art.

Rossi, A. (2010). A Scientific Autobiography. Londra : MIT Press  ve 1931-1997, Cambridge, Mass.; Orijinal eser ©1981 tarihlidir.

Spiller, N. (2013). Drawing Architecture. Dergi, Architectural Design, Eylül-Ekim 2013, Sayı 5,  s.3. ISBN 978-1118-418796

Url-1:<http://www.fondazionealdorossi.org/opere/1970-1979/cimitero-di-san-cataldo-modena -1971-1978/>

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s