Görüntünün Sözü

“Gene de bütün ‘gerçeklikler’ ve ‘hayaller’ yalnızca yazı aracılığıyla biçim kazanabilir; yazıda dış dünya ile iç dünya, dünya ile ben, deneyim ile hayal aynı sözel malzemeden oluşmuş görünür; gözlerin ve ruhun çok biçimli görüleri, büyük ya da küçük harflerin, noktaların, virgüllerin, parantezlerin oluşturduğu tek biçimli satırlarda içerilmiş bir halde bulunur.”

-Italo Calvino, Amerika Dersleri

Revizyon Tarihi: 02.01.2017

Edebiyatta hikâyeler, sinemada filmler, mimarlıkta ise proje paftaları, bunların her biri kendi mecrası üzerinde kurulan bir anlatıyı izleyicisine ulaştıran yapıtlardır. Bu tür içeriklerde biçim kazanma şu yollarla elde edilebilmektedir. İlkinde, metne dayanan bir anlatı olarak, kavramları ifade eden kelimelerden nicelik açısından daha uzun metin parçalarına bir geçiş yapılır. İkincisinde ise metinden yeniden üretimle görüntüler elde edilir. Her iki yol da başlangıçta sıralanan disiplinlerin yapma biçimi olarak ifade edilebilir. Görüntünün metinden üretilmesi sürecine ise daha çok sinema ve mimarlıkta rastlanılmaktadır. Calvino (2013) “zihinsel sinema” olarak adlandırdığı bu durumu şöyle tarif eder: “sinemada gördüğümüz görüntü de, yazılı bir metinden geçer; sonra yönetmen onu zihniyle “görür”; sonra da film karelerinde son biçimini almak üzere sette fiziksel boyutlarıyla oluşturur… Görüntüler bu süreç içinde biçim kazanır.”

Metnin, hem söz ile hem de yazıyla ifade edilebiliyor olmasını, bir anlatının hem metinle hem de görüntüler ile aktarılabiliyor olmasına benzeterek en az ilki kadar büyülü bulduğumu belirtmeliyim. Öyle ki, “iki tür imgelemsel süreci birbirinden ayırabiliriz: Sözden yola çıkıp görsel imgeye varan süreç ile görsel imgeden yola çıkıp sözel anlatıma varan süreç” (Calvino, 2013). Bu yönüyle bakıldığında görüntünün olmadığı bir anda, metinsel olanın sözle ifade edildiği ve bu içeriğin yeniden görsel imgeye dönüştürüldüğü bir örnekten bahsetmekte yarar görüyorum.

Geçtiğimiz yıl İstanbul Film Festivali’nde “Körlük Üzerine Notlar”[1] adında bir film izledim. Filmde, görme yetisini orta yaşlarında yitiren yazar ve teolog John Hull’un ses kaydı olarak tuttuğu günlükler eşliğinde, körlük üzerinden dünyanın nasıl kavrandığı anlatılıyordu.[2] Belgesel, zaman zaman tüm ekranın karanlık hale gelerek bir takım seslerle akmaya devam etmesini başarıyla kullanmıştı. Sinemanın, görsel bir sanat olduğunu söylerken, körlük üzerine ses kayıtlarından oluşturulmuş bir filmin, “kasten boş bırakılmış” bir film karesini kullanması akıllıcaydı. Öyle ki, benim görüşüme göre, ışığın yitimi de ışığa dair konuşmak olarak görülebilir. Bu da, karanlık bir sinema salonunda, izleyiciyi filmde geçen en küçük şiddetteki seslere ara ara odaklayarak körlük hakkında anlatı kurmanın iyi bir yöntemi. Sözlü de olsa metne dökülmüş kayıtlar böylece görüntü halini almaktadır.

Benzer bir örnek olarak, basılı kitapların ya da daha ziyade dijital sürüm kopyalarının, boş bırakılan sayfaları gösterilebilir (Şekil 1). Kitabın izleyicisi, içerikte resimler, çizimler ve en çok da metinler görmeyi arzularken, dijital bir kopyanın bir yerlerinde akışı düzenlemek üzere bırakılan boş sayfa tıpkı yukarıdaki belgeseldekine benzer bir şekilde işlemektedir. Öyle ki, metnin olmayışı boş bir sayfa görüntüsüyle anlatının bir parçası olarak aktarılır.

split-0-page-2

Şekil 1. “Kasıtlı olarak boş bırakılan sayfa”[3] görseli. (Url-1)

Mimari proje önerilerinde de, anlatının projenin sözünü ifade eden metin üzerinden kurulduğu söylenebilir. Mimari projelerde, daha çok da değerlendirme süreci sıkıştırılmış zamanlarda yürütülen yarışma projelerinde, pafta düzleminde metin ve görüntüler bir arada kullanılarak, zaman zaman da yukarıda sözü edilen yeniden üretimlerle metin ve görüntü arasında geçişler yaparak anlatılar kurulmaktadır. Özellikle müellifinin anlatıyı bizzat sunamadığı anda, sözgelimi jüri değerlendirmelerinde, bir paftanın kendi başına “konuşabilmesi” bu açıdan önemlidir. Kahvecioğlu’nun (2016), “Lüleburgaz Kadın Akademisi” yarışma projelerini sunarken, öneri proje için dile getirdiği, “kurduğu cümlelerin mekânsal karşılığını arayan…” ifadesi mimarlıktaki yapma şekline dair bir ipucu vermektedir. Böylece kavramlardan görüntülere/imajlara oradan da inşa edilecek olması halinde binaya aksi halde ise bir başka mimarlık gerçekliğine dönüşen mimari anlatıların ortaya konulmasındaki aşamalar, bu üçleme ile ifade edilebilir olmaktadır (Şekil 2).

uclu-anlati-semasi-web

Şekil 2. Mimari öneri projede söz/metin, görüntü, gerçeklik/deneyim üçlemesini bir arada gösteren imaj (Yazar tarafından üretilmiştir.)

Anahtar Kelimeler: Anlatı,  metin, söz, görüntü/imaj, izleyici

DİPNOTLAR:

[1] “Notes on Blindness” orijinal ismiyle filmin vizyon tarihi, 2016 yılında festivaldeki ön gösterimden sonra olmuştur.

[2] Kahvecioğlu’na göre (1998), görme duyusunun olmadığı durumlarda mekân algısı ilki duyum düzeyinde ve ikincisi anlamlandırma, yorumlama ve duyguları içeren düzeyde mekânsal algı olarak ikiye ayrılmaktadır.

[3] “This page intentionally left blank”.

KAYNAKÇA:

Calvino, I. (2012). Amerika Dersleri: Gelecek Binyıl İçin Altı Öneri. (K. Atakay, Çev.) İstanbul: Yapı Kredi Yayınları (Özgün eser 1988 tarihlidir.) Orijinal ismi: “Lezioni americane: Sei proposte per il prossimo millennio”. Milano: Garzanti.

Kahvecioğlu, H. (1998). Mimarlıkta İmaj: Mekansal İmajın Oluşumu ve Yapısı Üzerine Bir Model. (Doktora tezi). İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul.

Kahvecioğlu, H. (2016). Mekân / Algı / Deneyim. Mimari Tasarım Süreç ve Etkileşimleri Dönem Seminerleri-5, 12 Aralık 2016, İTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Mimari Tasarım YL,, İTÜ, Taşkışla.

Middleton P. (2016). (Yönetmen), Körlük Üzerine Notlar. Archer’s Mark, Fee Fie Foe Films, 104 Films, Agat Films & Cie ve ARTE France ortak yapımı. Orijinal adı: “Notes on Blindness”.

Url-1: < https://www.coursehero.com/file/7868829/1429247584/&gt;

Bu metin, İTÜ Mimari Tasarım Yüksek Lisans Programı 2016-2017 Güz Yarıyılında Doç. Dr. Meltem Aksoy & Doç. Dr. Nurbin Paker tarafından yürütülen MTS 537 Mimari Tasarım Süreçleri ve Etkileşimleri dersi bağlamında üretilmiştir. Dönem seminerleri kapsamında, 12 Aralık 2016 tarihinde Doç. Dr. Hüseyin Kahvecioğlu tarafından “Mekân / Algı / Deneyim” ismiyle verilen seminerin çağrışımlarına dayanılarak, sunumda anlatı oluşturmaya dair izlenen metin ve kavramları barındıran yöntemle ilişkilendirilerek kurgulanmıştır.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s